YIL: 2 SAYI: 18 / Ocak 2007                             Şuan Arşiv bölümümüzdesiniz. Güncel Sayfamıza dönmek için tıklayınız!
kentim.com.tr
Kartal

DUYURULAR

Düşünce ve eğitim üzerine



Eğitim

 
Asım Yıldız
Asım Yıldız

İnsanlar sosyal varlıklardır. Onları diğer canlılardan ayıran en önemli özellik de düşünme yeteneğine sahip olmalarıdır. “Düşünme, içinde bulunulan durumu anlayabilmek amacı ile yapılan aktif amaca yönelik zihinsel süreçtir”. Düşünce, düşünmenin ürünüdür. Ünlü düşünür Decartes “Düşünüyorum o halde varım” sözü ile varlılığının bir parçasının düşünce olduğunu belirtmektedir. İnsan uyanık olduğu her an algılama ve yorumlama halindedir. Gerek “kalıplaşmış”, gerek “gelişmiş” insan sürekli algılar ve düşünür. Bundan dolayı gelişmiş insan eleştirisel düşünceyi yakalamıştır.

Gelişmiş toplumlar varlığını eğitime borçludurlar. Eğitim; öğrenilebilen, öğretilebilen bilgilerin belirli süzgeçlerden geçerek bireyde meydana getirdiği bir davranış biçimidir. Başka bir deyişle, bireyin davranışlarında kendi yaşantıları yolu ile davranış değişikliği oluşturma sürecidir. Eğitimli bireylerin, toplumların ve ülkelerin refahlarındaki yeri ve önemi büyüktür.

Eğitim, bireyin düşünmesini olgunlaştırır. Eleştirisel düşünce normal düşünce süreçleri üzerine kurulur. O halde eleştirisel düşünceye sahip olmak için öğrenmenin önemi kavranmalıdır. Birey düşünebilmeli, başkalarının düşünme süreçlerini inceleyebilmeli, öğrendikleri bilgileri günlük yaşama uygulayabilmelidir. O halde eleştirisel düşünce aktiftir, bağımsızdır, yeni fikirlere açıktır, değişken fikirleri destekler, organizasyona önem verir. Bireyin kişilik kazanmasında payı büyüktür. Karşılaştıkları sorunları düşünerek, taşkınlığa kapılmadan, olayları sabırla tahlil ederek çözüme ulaşır. Büyük düşünür Emerson; “Her davranışın atası bir düşüncedir”, Einstein ise “Düşünmek bilmekten daha önemlidir” sözleri ile düşünmenin önemini vurgulamıştır.

Düşünceyi besleyen ana kaynak ise eğitimdir. Eğitim genel olarak programlı eğitim ve programsız eğitim olarak iki ana başlık altında toplanır. Programlı eğitim önceden hazırlanmış bir program çerçevesinde amaçlı ve planlı olarak gerçekleştirilir. Devletin denetimi ve gözetimi altında okullarda yapılır. Eğitim ayrıca örgün eğitim ve yaygın eğitim adı altında ikiye ayrılır. Örgün eğitim belirli program ve metodlar dahilinde, belirli bir çatı altında yüz yüze verilen eğitim/öğretim sistemidir. Okul öncesi, ilköğretim, ortaöğretim ve yükseköğretim bu alan içerisinde değerlendirilir. Yaygın eğitim ise; örgün eğitim sistemine hiç girmemiş, bu sistemin bir basamağında bulunan veya bu basamaklardan birinden ayrılmış olan kişilere, ilgi ve gereksinim duydukları alanlarda yapılan eğitimdir. Çeşitli kurslar ve hizmet içi eğitim kursları, yaygın eğitime örnektir.

Ülkemizdeki eğitim arzu edilen seviyede midir? Buna evet demek mümkün değildir. İlköğretim mecburi olduğu halde insanlarımızın yüzde yüzü okur yazar olmadığı gibi, ortaöğretimde de okullaşma oranı arzu edilir seviyede değildir. Yükseköğretim kurumları ortaöğretim mezunlarımıza cevap vermekte yetersiz kalmaktadır.

Yeni bir yüzyılın ilk döneminde dünyada, eğitimde radikal değişiklikler olmaktadır. Bilimsel metodlarla bilginin hızla yayılması, teknik gelişmeler ve internetin devreye girmesi ile her türlü bilginin insanlığın kullanımına sunulması eğitimin önemini kat kat arttırmıştır. Buna rağmen Türkiye’deki eğitim ve öğretimdeki problemler her geçen gün artarak devam etmektedir. Okullardaki sınıf mevcutlarının 50’nin üzerinde olması, bazı branşlarda öğretmen açığı, derslerin boş geçmesi, velinin duyarsız olması ve ekonomik nedenlerden dolayı  öğrencilerin başarısı etkilenmekte ve eğitimin kalitesi düşmektedir. Eğitim seferberliğine aktif olarak devam edilmeli, vatandaşların duyarlı olmaları sağlanmalıdır. Asrımızda arzu edilen okullaşma oranının %100’e ulaşması, sınıf mevcutlarının 40’ar kişinin altına indirilmesi, sınıfların modern araç ve gereçlerle donatılması, laboratuar ve spor salonlarının bulunması, öğretmen açığının kapanması, öğretmenleri yeni teknolojileri takip eder hale gelmesi, ekonomik düzeyin iyileştirilmesi, eğitim için daha fazla kaynak ayrılması gerekli olduğuna inanılmaktadır.

Bu da yeterli değildir. Örgün eğitimin diğer bir dalı olan özel öğretim kurumlarının  yaygınlaştırılması gerekmektedir. Özel öğretim kurumları özel ortaöğretim/yükseköğretim kurumları, dersane ve kurslardan oluşmaktadır. Özel öğretim kurumlarından özel okullar ve yüksekokullar devletin üzerindeki yükü azalttığı gibi donanımları bakımından örnek teşkil etmektedir. Ancak eğitimde fırsat eşitliğini sağlaması açısından bu kurumlarda da fakir öğrencilerin eğitim görmelerine fırsat tanınmalıdır.

Diğer bir eğitim sistemi ise uzaktan eğitim dediğimiz açıköğretim kurumlarıdır. Bu kurumlar ortaöğretim ve yükseköğretim alanında faaliyet göstermektedirler. Toplumumuzda açıköğretimin önceleri değeri bilinmediği için gerekli rağbet görmemiştir ancak günümüzde önemi gün geçtikce artmaktadır. Bugün açıköğretim fakültesini kazanıp öğrenimini tamamlayan binlerce öğrenci mevcuttur. Bu hem üniversite önündeki yığılmaları azaltmakta, hem de öğrenciye yüksek öğretimini tamamlama fırsatı vermektedir.

Bir eğitimci olarak uzaktan eğitim ve meslek kurslarının ne kadar gerekli ve önemli olduğunu çalıştığım bir eğitim kurumunda yaşayarak anladım. Aynı kurumda öğrenimini açıköğretime devam ederek tamamlayıp, yüksek lisans yapan bir çok öğrencimiz olduğunu ve bunların çok başarılı bir iş ve meslek sahibi olduklarını görme mutluluğunu yaşıyorum.

Bize düşen görev rehberlikle yol göstermektir. Onların kendi öz güvenlerini kazanmalarını sağlamaktır. Bu da bireyin pozitif düşünceye ulaşması ile mümkün olur. Bunun ana kaynağı eğitimdir. Çeşitli nedenlerle eğitim/öğretimini tamamlayamayan ve meslek sahibi olamayan gençlerin uzaktan (açıköğretim) eğitim ve meslek kursları yolları ile önlerinin açılması sağlanmalı, bu hususta herkesin duyarlı olması gerekmektedir. Çünkü eğitim olgusunun  içerisinde bilgi, beceri, öğrenme, ahlak ve düşünce öğelerini kapsayan bir süreç bulunmaktadır.

Yaşadığımız toplumda sorumluluk sahibi bir birey olarak kendi eğitimimize olduğu kadar, ebeveyni olduğumuz çocuklarımıza ve çevremizdeki insanlara da eğitimin önemini aktarmak bizim birincil görevlerimizdendir. Türkiye’nin yüksek medeniyet seviyesine ulaşması için atılacak her adımda eğitimin üstlendiği rolün farkına varıldığında, gerçek değişim başlayacaktır.

Asım YILDIZ
Aybars Eğitim Merkezi
Eğitim Koordinatörü



Kentim
YAZI - YORUM
Farkın Farkı
Fatih Poyraz
Acele edin;
bu yazıyı yarın okuyamayacaksınız!
Senai Demirci
“Gençler şiddeti siz önleyeceksiniz”
F.Teymur Artır
Sevgi Dilleri
Sevginin şifresi
Oğuz Saygın
Eğitim en güzel yatırımdır
Büşra Bulu
Kültür Sanat Takvimi
Kartal'ın orta yeri sanat!