YIL: 2 SAYI: 20 / Mart 2007                           Şuan Arşiv bölümümüzdesiniz. Güncel Sayfamıza dönmek için tıklayınız!
kentim.com.tr
Kartal

DUYURULAR

"KARTALİTE örnek bir proje"
y y

“KARTALİTE Projesini diğer belediyeler örnek almalı”



Son zamanlarda ‘Avrupa Yakası’ dizisindeki ‘Tahsin Baba’ karakteriyle gönüllere taht kuran, 1998 yılında Devlet Sanatçısı seçilen, tiyatronun duayenlerinden Gazanfer Özcan ile 27 Mart Dünya Tiyatrolar Günü’ne özel bir söyleşi gerçekleştirdik.

- Günümüz tiyatrosunu genel olarak değerlendirmenizi istesem neler söylersiniz?
Türk Tiyatrosu her sene kendini geliştirmeyi başarmıştır. Türk Tiyatrosu’nun tek sorunu, seyirci sıkıntısıdır. Bundan yaklaşık 20-30 yıl önce bütün tiyatrolar haftada 6 gün 9 oyun oynarlardı ve 3 hafta önceden biletler tükenirdi. Çünkü o zaman televizyon bu kadar gelişmemişti. Şimdi ciddi bir rakibimiz var ama aynı zamanda da en büyük destekçimiz.
   
- Türk tiyatrosunun gidişatı hakkındaki görüşleriniz nelerdir?
Yıllar geçtikçe, gençlerin bu sanata ilgisi arttıkça daha da iyiye gideceğini düşünüyorum. Şu anda ülkedeki bütün konservatuarlar öğrenciyle dolu. Her yıl yüzlerce tiyatrocu mezun oluyor. Konservatuarlara girenlerin en az 10 katı aday da dışarıda kalıyor. Bu ilgi devam ettikçe Türk Tiyatrosu’nun sırtı yere gelmez.

- Sinema kültürünün gelişmesi ile birlikte sinemanın tiyatroya olan etkilerini (olumlu ve olumsuz) değerlendirir misiniz?
Az önce de belirttiğim gibi, sinema ve televizyon hem en büyük rakibimiz hem de en büyük destekçimiz. Türk halkı yaptığı seçimlerde daha akılcı davranırsa bu iki sektör çok iyi yerlere gelebilir.

- Türk halkını tiyatrolara çekmek, tiyatro kültürünü geliştirmek adına neler yapılmalı? Bunun güzel örnekleri var mı?
Öncelikle eğitimin belli bir standardı olmalı diye düşünüyorum. İstanbul’da bazı okullarda drama dersleri olduğunu görüyorum. İlkokuldan itibaren çocuklara bu sanat dalı öğretiliyor. Ne kadar güzel bir şey. Her okulda bu uygulama başladığı zaman seyirci sıkıntısı ortadan kalkar. 50 yaşına kadar tiyatroya gitmemiş bir insan düşünün. Tiyatroya gitmesi için bir sebebi var mı? 50 yıldır onsuz yaşayabilmiş o yüzden tiyatro olmasa da olur diye düşünür tabi ki.

- Tiyatrolara ve tiyatroculara destek olmak adına devletin ayırdığı ödenekleri ve yaptığı çalışmaları yeterli buluyor musunuz?
Avrupa ülkeleriyle karşılaştırıldığı zaman tabi ki bizim aldığımız daha doğrusu alamadığımız (!) maddi destek çok komik kalıyor. Ama bizler her zaman şükretmeyi bildik ve elimizden gelen imkanlarla en iyisini yapmaya çalıştık.

- Belediyelerin sosyal belediyecilik alanında halkı sanatla ve dolayısıyla tiyatroyla buluşturmak adına yaptığı çalışmaları yeterli buluyor musunuz?
İki senedir Kartal Belediyesi’nin katkılarıyla Hasan Ali Yücel Kültür Merkezi’nde oyunlarımızı sergiliyoruz. Kartal Belediyesi bu etkinliği halka ücretsiz olarak sunuyor. Bu sene bunu başka belediyeler de yapmaya başladı. Demek ki, yerel yönetimler bazı şeylerin farkına varmaya başladı. Bu uygulamalar bence çok önemli, bu sayede diğer belediyeler örnek alıp, halkı tiyatroyla veya diğer sanat dallarıyla buluşturmaya başlayabilir.

- Türk tiyatrosunun duayenleri desem hangi isimleri sıralarsınız? Genç tiyatroculardan beğendikleriniz var mı?
Vallahi bu tip sorulardan her zaman kaçmışımdır. Çünkü o kadar çok insan var ki, birini söylemesem ayıp olur diye düşünürüm. Ama her zaman şunu söylerim; ben ve eşim çok şanslıydık. Biz Bedia Muvahhit ve Vasfi Rıza Zobu gibi büyük ustalarla aynı sahneye çıkma şansını yakaladık.

- 27 Mart Dünya Tiyatrolar Günü vesilesiyle bu anlamlı ve özel güne ilişkin söylemek istedikleriniz nelerdir?
Biraz klasik bir tabir olacak ama, bütün bir yıl boyunca emek veren oyuncuları, perdelerini açık tutmak için çırpınan tiyatroları sadece bir günle anmak mantıklı gelmiyor bana. Evet bizim için önemli bir gün ancak keşke her tiyatro haftanın yedi günü perde açabilse de her gün tiyatrolar günü olsa.

- Tiyatroya gönül vermiş gençlere, genç tiyatroculara ve daha doğrusu tiyatrocu adaylarına neler söylemek istersiniz?
Bu iş aşkla yapılacak bir iş. Yani başka yerlere atlamak için basamak arayanlar bu işe bulaşmasınlar bence. Ayrıca mutlaka bir eğitim alsınlar. Konservatuar olabilir, özel kurslar olabilir. Yetenek her şeyi çözmeyebiliyor. Önemli olan o yeteneği doğru şekilde kullanmayı öğrenmek. Bunu da ustalardan öğrenmeleri gerekiyor.

Değerli hocam çok teşekkür ediyorum bizi kırmadığınız ve röportajımıza zaman ayırdığınız için.
Ben teşekkür ederim.

Sanem ATAMAN

 

Kültür Sanat Takvimi
YAZI - YORUM
Kaçıncı bahar
Fatih Poyraz
"Mahşerin Dört Atlısı"
Senai Demirci
Evlilikte uyum ve denklik
F.Teymur Artır
Yazarın diğer yazılarını okumak için
Oğuz Saygın
Uygunsuz Gerçek
Büşra Bulu
Bir rüyadır İstanbul
Büşra Bulu
Kentim
Kartal'ın orta yeri sanat!