Öyle anlaşılıyor ki; yapılan çalışmalar neticesinde Kartal çok önemli bir hale gelecek. Artık özel bir mimarı var, yeniden yapılandırılıyor ve planlanıyor. Bu anlamda çok özel bir konumu olacağını düşünüyorum Kartal’ın. Alt merkez anlamında yeni merkez olacağı da doğru. Ulaşım ve iletişim imkanı artıyor çünkü. İşte bunlar İstanbul’u desantralize (yerelleştirmede) etmekte önemli şeyler.
|
2005 yılının Temmuz ayında kabul edilen 5393 sayılı Belediyeler Kanunu ile yeni sorumluluklar yüklenen ve yetki alanları genişleyen belediyeler artık sadece alt yapı ve fiziki düzenleme çalışmaları değil, bulundukları ilçenin ekonomik ve sosyal statü çıtasını yükseklere taşıyacak faaliyetlere de imza atmakta. Bunun en yakın örneği de hiç kuşkusuz içinde bulunduğumuz ve İstanbul’un yeni merkezi olma yolunda hızla ilerleyen Kartal’da ve Kartal Belediyesinde yaşanmakta. Göreve geldiği günden itibaren mimarı olduğu KARTALİTE-Kartal Yaşam Kalitesini Yükseltme Projesi’yle kalıplaşmış ve klişeleşmiş belediyecilik anlayışını değiştiren, Kartal’a yeni bir soluk getiren Kartal Belediye Başkanı Arif Dağlar, İstanbul’un yeni merkezi Kartal’ı sadece alt yapı ve fiziki rehabilitasyon çalışmalarıyla değil, eğitim, kültür sanat, spor gibi sosyal faaliyetler noktasında da zirveye taşımaya devam ediyor. Prestij caddeleri, Yaşam Kalitesini Yükseltme Merkezleri ve sosyal donatı alanları ile fiziki, eğitime yönelik destek çalışmaları ve burslar, ücretsiz sinema, tiyatro ve konserlerle de eğitsel ve kültürel, düzenlediği seminerlerle ve uluslararası arenada kabul gören projeleriyle AB yolunda önemli çalışmalarda bulunan Kartal Belediyesi, değişen belediyecilik anlayışının en güzel örneğini oluşturuyor ve bunu da ‘memnun kalınan en iyi belediye’ ödülünü alarak kanıtlıyor.
Tüm bunlardan yola çıkarak biz de yerel yönetimlerin dünden bugüne gelişimini, yeni belediye yasasının belediyelere neler kazandırdığını ve ne gibi sorumluluklar yüklediğini, geleceğin yerel yönetim anlayışını ve dünya ile kıyaslandığı takdirde ülkemizin yerel yönetimler noktasında nerede olduğunu Marmara Üniversitesi Kent Sorunları ve Yerel Yönetimler Araştırma ve Uygulama Merkezi (KEYEM) Müdürü Prof. Dr. Ayşe Güner ile konuştuk. Önce Marmara Üniversitesi eski Rektörlük binasında bulunan merkezi tanıyıp, çalışmalarını öğrendik daha sonra Kartal Belediyesinin yukarıda sıraladığım örnek çalışmalarından yola çıkarak sohbetimizi derinleştirdik.
Sanem ATAMAN
Hocam öncelikle Marmara Üniversitesi Kent Sorunları ve Yerel Yönetimler Araştırma ve Uygulama Merkezi’ni biraz tanıyabilir miyiz? Ne zaman ve ne amaçla kuruldu? Şimdiye kadar hangi çalışmalarda bulundu?
Bu merkez 2004 yılında, Marmara Üniversitesi eski rektörü Prof. Dr. Tunç Erem döneminde ‘Yerel Yönetimler Araştırma ve Uygulama Merkezi’ adı altında kuruldu ve içinde bulunduğumuz yıl itibariyle üç senesini doldurup dördüncü yılana giriyor. Fakat Marmara Üniversitesi sizin de bildiğiniz gibi yer açısından sıkıntı çeken bir üniversite olduğu için merkezimiz üç yıllık olmasına rağmen şimdiye kadar tabelamızı asacağımız bir yerimiz yoktu. İçinde bulunduğumuz bina Marmara Üniversitesi’nin Rektörlük binasıydı ve bütün idari birimler yakın bir geçmişte Göztepe’ye taşınınca burada bazı boş alanlar oluştu. Yeni rektörümüz Prof. Dr. Necla Pur’un bu oluşan boş alanları bize tahsis etmesiyle merkezimizin yeri de burası oldu. Arayıp da bulamayacağımız bir yer burası merkezimiz için, öyle bir yer ki adımıza yakışır bir yerde, şehrin tarihi merkezinde. Üstelik bu yer; Sosyal Bilimler Enstitüsü’ne bağlı olarak sürdürülen ve Marmara Üniversitesinin dışında hiçbir üniversitede olmayan yerel yönetimler alanında yüksek lisans ve doktora programımız için de çok yararlı oldu. Merkezimizle iç içe çalışmalar yapan bu programımız için de sınıflar hazırlandı. Şimdi 15 yüksek lisans ve 5 doktora öğrencimizle derslerimizi de burada yapıyoruz. Merkezimizin ismi de çok yakın bir zamanda yenilendi. Yeni rektörümüzün kurmayı hedeflediği merkezler arasında kent sorunları merkezi vardı ve biz o zaman dedik ki, yerel yönetimler araştırma ve uygulama merkezinde biz zaten kent sorunlarını da ele alıyoruz, bu nedenle yeni bir merkez kurmamıza gerek yok. Durum böyle olunca da merkezimizin isim ve yönetmelik değişikliği yapıldı, üniversite içinde karar verildi ve kabul edildi.
Merkezin amacını da; sürekli gelişen ve yenilenen dünyada daha demokratik, şeffaf ve katılımcı yerel yönetimlerin oluşumunu desteklemek, yerel düzeyde kamusal hizmetlerin daha etkin bir şekilde sunumunu sağlayacak çalışmalarda bulunmak, AB bütünleşme sürecinde yerel yönetimlerimizi AB mevzuat ve uygulamaları ile uyumlu hale getirilmesine katkıda bulunmak, çalışma alanımıza giren konularda seminer, sempozyum, kongre, konferans gibi bilimsel ve eğitsel toplantılar düzenlemek, yerel yönetimler konusunda araştırma, inceleme, uygulama ve geliştirme çalışmaları ve projeler yapmak, ilgili konularda ulusal ya da uluslararası kişi ve kuruluşlarla ortak çalışmalar yapmak ve dolayısıyla bilgi alışverişini gerçekleştirmek, tüm bunları yaparken de yerel yönetimler ile ilgili yayınları temin edip, ön lisans, lisans, lisans üstü öğrencileri ve tüm ilgililer için bir dokümantasyon merkezi, ihtisas kitaplığı oluşturmak, yerel yönetimlere nitelikli eleman yetiştirmek ve tabi ki öğrencilerin uygulamalara katılmasına öncülük etmek olarak özetleyebiliriz.
| |
|
|
Marmara Üniversitesi Kent Sorunları ve Yerel Yönetimler Araştırma ve Uygulama Merkezi Müdürü Prof. Dr. Ayşe Güner.
|
Bu arada merkezimizin çok da iyi bir kadrosu var, onu da belirtmeden geçemeyeceğim. Yönetim kurulu üyelerimiz; kamu yönetimi mezunu ve Türkiye’de yerel yönetim reformları üzerinde uzman kişi Yrd. Doç. Dr. Erbay Arıkboğa, ODTÜ mezunu, şehir ve planlama ile imar hukuku üzerine uzman Öğr. Gör. Dr. Nihal Ekin Erkan, Marmara ve Boğazları Belediyeler Birliği Genel Sekreteri Doç. Dr. Recep Bozlağan ve kent estetiği üzerine uzman hocamız Yrd. Doç. Dr. Aynur Can. Dolayısıyla baktığınız zaman yerel yönetimler çok disiplinler arası bir konu. Yani her sosyal bilim dalı bir şekilde yerel yönetimlerle ilgili. Bunun içinde sosyolog da var, hukukçu da var, mimar da var, imar da var, planlama var, kamu yönetimi var, kent sosyolojisi var, maliye de var. Sadece bu saydığım isimler değil alanında uzman pek çok kişi var merkezimizde. Böyle bir ekip olunca da kente ve yerel yönetimlere ilişkin pek çok konunun ucundan tutma şansımız var.
Son olarak merkez bünyesinde şimdiye kadar yaptığımız çalışmalara gelirsek; Dünya Bankası ve Kore Kalkınma Enstitüsü ile birlikte uluslararası, Birleşmiş Kentler ve Yerel Yönetimler (IULA) ile İstanbul Büyükşehir Belediyesi ortak ulusal çalışmalarımız oldu. İlgili konularda Prof. Dr. Ruşen Keleş ve Prof. Dr. İlhan Tekeli gibi alanında uzman hocalarımızla söyleşiler, toplantılar yaptık. Merkez bünyesinde yaptığımız çalışmalar neticesinde bazı yayınlar çıkardık. Bu kitaplardan ‘Afet Risk Yönetimi: Risk Azaltma ve Yerel Yönetimler’ Dünya Bankası ile ortak İngilizce olarak çıkarıldı, aynı kitap daha sonra genişletildi ve Türkçe ikinci baskısı çıktı. Bir diğeri ‘Mali Yerelleşme’ adında, yönetimler arası mali ilişkileri içeriyor. En son da belediye meclisleri üzerine yapılmış bir araştırma sunumu ‘Yeniden Yapılanma Sonrasında Belediye Meclisleri: İstanbul Örneği’ başlıklı kitap. Bu kitapta biz çok iyi sonuçlar veren Kartal Belediyesi örneği de bulunuyor. Daha çok çalışmamız var da somut olarak bunları söyleyebilirim.
Hocam bu yasa değişikliği yetki alanlarını genişletmenin dışında belediyelere ne getirdi ne götürdü, ne kazandırdı, ne kaybettirdi? Ya da neler iyileştirme sürecine girdi?
Şimdi önceki kanunlara bakarsak; belediye kanunu 1930 tarihli. İl Özel İdaresi Kanunu da Osmanlı döneminden kaynaklanan geçici bir kanuna dayanıyor, 1913 tarihinde çıkarıldı ancak 1987 yılında ismi Türkçeleştirilip biraz daha güncel bir hale getirildi. Büyükşehir Belediyesi Kanunu da 1984 tarihli. O tarihlerden bugüne sosyal ve ekonomik olarak ülkemizde çok şey değişti. Dolayısıyla yenilenen kanunlar daha çağdaş ve günümüzün koşullarına uygun kanunlar. Örneğin; birlikler kanunu bölüm olarak vardı şimdi eskisine oranla daha çok özerkliğe imkan veren müstakil bir yasa olarak düzenlendi. Ne getirdi bu yasalar? Net olarak yerel yönetimlerin özerkliğini pekiştirdi diyebiliriz. Yetkiler noktasında da belediyelerin var olan ve yasayla pekiştirilen yetkilerine yenileri eklendi; ekonomik ve sosyal hayatın geliştirilmesiyle, sosyal hizmet ve sosyal belediyecilikle ilgili. Eğitimle ilgili olarak da daha çok fiziki yapının desteklenmesi, iyileştirilmesi kapsamında yenilikler oldu. Örneğin; mevzuat gereği bir ilkokulun bahçe duvarına müdahale edemeyen belediyelerin önündeki yasal engel kalktı. Sizin de bildiğiniz gibi son dönemde belediyeler için gelirlerde bir düzenlemeye gidiliyor. Gelirlerde bir özerklik aranıyor, o konuda da bir çalışma yapıldı ve bir kanun tasarısı var. Bu kanun tasarısı ile belediyelerin ve il özel idarelerinin gelirlerinin artırılması söz konusu ki bence de olması gereken bir çalışma. Bunun dışında bir de belirli nüfus sayısının altındakileri köye dönüştürmek, büyük şehirlerdeki parçalı yapıyı da bir takım ilçeler ölçeğinde birleştirmek tartışılıyor. Şimdi bu durum literatürde yerel yönetimlerin alansal düzenlemeleri olarak geçer ve baktığınız zaman Avrupa’daki birçok ülke 1960 ile 80 arasında bu işi bitirmiş. Bizde 2007-2008 yılında yeni başlıyor, gecikmiş olsa da çok önemli bir adım. Doğru bir adım mı? Kesinlikle. Çünkü başta da söylediğim gibi iki temel dayanak söz konusu; biri demokratiklik diğeri etkinlik. Farklı birçok açıdan yaklaşılabilir ama etkinlik ve hizmetlerin daha etkin olarak sunumu açısından baktığımız zaman destekliyorum.
Hocam bu bahsettiğiniz değişiklikler ve çalışmalarla ilgili olarak Kartal Belediyesinin örnek teşkil eden projelerini sohbetimizin başında konuşmuştuk. Yine Kartal Belediyesinin örnek faaliyetlerden yola çıkarak belediyelerin AB sürecinde yapması gereken çalışmalar nelerdir?
Bu konuda bence Kartal Belediyesinde olduğu gibi önemli adımlar atıldı ve atılmaya devam ediyor. Bu son kanunlarla birlikte Türkiye’deki yerel yönetimlerin AB sürecine uyumlaştırma çabası olduğunu görüyorum ve uygulamada da bunun daha da artacağını düşünüyorum. Burada belediyeler ciddi bir koşuşturma düşüyor; özellikle uluslar arası bir takım kuruluşlarla veya Avrupa’daki yerel yönetimlerle kardeş ilişkiler içerisinde olup, ortak çalışmalar ve işbirlikleri yapmaları lazım. Çünkü bu yeni fikirler almaları noktasında kapasitelerini genişletecektir. Eğer Türkiye AB sürecinde ilerlemeye devam edecekse ki öyle görünüyor, yerel yönetimlere günden güne daha çok sorumluluk düşmeye başlayacak. Dolayısıyla konuya ilgi duymaları bu anlamda önemli. Ayrıca yeni kanunlara baktığımız zaman fark ediyoruz ki; bu kanunlar yapılırken AB’ye ve bizim de imzaladığımız Avrupa Yerel Özerklik şartına uyumluluk aranmış. Mesela diyor ki; idari ve mali özerkliğe sahip tüzel kişiler. Evet, zaten yerel yönetim olması onu getiriyor ama özel olarak vurgulanmış.
Hocam sohbetimizin başında da konuşmuştuk; Kartal Belediyesi AB normlarında hazırladığı bir proje için ilgili makamlardan onay aldı. ‘Ben de çalışabilirim’ adlı projeyle engelli bayanlar da iş hayatına kazandırılacak. Belediyelerin bu tarz çalışmalarını nasıl değerlendiriyorsunuz?
Bakın bu çok önemli işte, ben çok olumlu bakıyorum bu tarz çalışmalara. Yani bizim AB’den alabileceğimiz çok fazla fon ve proje var. Son zamanlarda yerel yönetimler proje hazırlama noktasındaki sıkıntılarını gidermeye, kendilerini bu konuda geliştirmeye başladılar, çünkü farkında olmaya başladılar. Bence bunu mümkün olduğunca yaymamız lazım. Buna yönelmelerinde tabi ki büyük fayda olduğunu düşünüyorum. Bakın özellikle şunun altını da çizmek isterim; bazı eksikler olduğu doğru ama ben bunların zamanla giderileceğine inanıyorum. Çünkü Türkiye’de yerel yönetimlerin geçmişi çok gerilere gitmiyor. Yani bizim bir yerel yönetim geleneğimiz yok. Biz hep merkeziyetçi bir ülkeydik Osmanlı’dan bence 80’lere elene kadar. 80 sonrasında özellikle gelirlerinde meydana gelen artışla birlikte Türkiye’de belediyeler meydana geldi, son derece popüler oldu. Bu açıdan baktığımızda sadece 28 yıllık bir geçmişe sahip ve bu da bir ülkenin yaşamında çok fazla bir şey değil. Onun için zaman içinde deneme yanılma yöntemleriyle bu sorunların da giderileceğini düşünüyorum. yerel yönetimler adeta birer laboratuar ve başarılı olduğu takdirde getirdiği yenilikle, diğer yerel yönetim birimlerinin ve hatta merkezi yönetimin de benzer uygulamalara gitmesi mümkün. Yani geleceğin yerel yönetimleri daha iyi olacak… Daha iyi olacağını, en azından her yıl daha da iyiye gideceğini söyleyebiliriz. Daha etkin, daha şeffaf ve daha hesap verebilir.
Sohbetimizin sonuna yaklaşırken kent konusuna da kısaca değinmek istiyorum. Kartal’da gerçekleştirilen Kentsel Tasarım Projesi’ni duydunuz mu? Evet duydum. Son zamanlarda ulusal basında sıkça yer alıyor. İlçelere uygulanan bu tarz tasarım çalışmalarını kentsel açıdan nasıl değerlendiriyorsunuz, doğru buluyor musunuz?
Doğru mu değil mi ben bu kadar geniş bir bilgiye sahip değilim ama öyle anlaşılıyor ki; yapılan çalışmalar neticesinde Kartal çok önemli bir hale gelecek. Artık özel bir mimarı var, yeniden yapılandırılıyor ve planlanıyor. Bu anlamda çok özel bir konumu olacağını düşünüyorum Kartal’ın. Zaten Kartal Belediyesinin vizyonu o; İstanbul’un yeni merkezi Kartal. Bu anlamda doğru, Kartal İstanbul’un yeni merkezlerinden biri olacak, çok merkezi var çünkü İstanbul’un. Ancak alt merkez anlamında yeni merkez olacağı doğru. Ulaşım imkanı, iletişim imkanı artıyor çünkü. İşte bunlar İstanbul’u desantirilize etmekte önemli şeyler. Bu tür alt merkezler yaratmamız lazım. Küçükçekmece’yi bir taraftan yaparken, doğuda da Kartal’ı yapmak lazım. Bunlar merkezin rahatlatılması anlamında konuşulan, öngörülen hatta belli bir yol alınan önemli şeyler. Yoksa arabanıza binip yarım saat aynı yerde beklemek 2008 Türkiye’sinde kabul edilebilir mazeretler değil. Yani birçok kişi birçok farklı pencereden bakabilir ama ben, bu alanda çalışılması ve yol alınması gerektiğini düşünüyorum.
Hocam çok teşekkür ediyorum, zaman ayırdığınız ve değerli bilgilerinizi okurlarımızla paylaştığınız için.
Ben teşekkür ederim. Çok sevindim ve çok şaşırdım açıkçası. Sizin tarafınızdan takip edildiğimizi bilmiyorduk. Bundan sonra biz de sizin çalışmalarınızı takip edeceğiz.
|