YIL: 2 SAYI: 21 / Nisan 2007                           
kentim.com.tr
Kartal

DUYURULAR

Kartal esnafı çevreye duyarlı



Bugüne kadar sayısız etkinliğin gerçekleştirildiği Hürriyet Mahallesi Yaşam Kalitesini Yükseltme Merkezi’nde, Kartal Belediyesi tarafından “Çevre ve Gürültü Kirliliği” konulu seminer düzenlendi. Semineri veren İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Barbaros Gönençgil, “Türkiye su fakiri değil, sadece suyunu bilinçli olarak kullanmıyor.” dedi.

Kartal Belediye Başkanı Arif Dağlar’ın başlattığı KARTALİTE Projesi çerçevesinde yapılan, kısa zamanda sayısız etkinliğe ev sahipliği yapan Hürriyet Mahallesi Yaşam Kalitesini Yükseltme Merkezi’nde geçtiğimiz günlerde, Kartal esnafına yönelik olarak “Çevre ve Gürültü Kirliliği” konulu seminer verildi. İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Barbaros Gönençgil tarafından verilen seminerde, çevre kirliliğinin insan yaşamı üzerinde yarattığı olumsuzluklar ele alındı. Günümüz dünyasında yaşanan çevre sorunları hakkında sunum eşliğinde gerçekleştirilen etkinliğin sonunda toplantıya katılan esnaf ve vatandaşlar, çevre kirliliği konusunda Öğretim Üyesi Doç. Dr. Barbaros Gönençgil’e sorular sordu.
 
Aynı zamanda Türkiye Çevre Yeşillendirme Koruma Başkanı olan Doç. Dr. Barbaros Gönençgil, teknoloji ve sanayi alanında yaşanan gelişmelerin insan yaşamının kalitesini düşürmeye başladığını, günümüz dünyasında çevre sorunlarının sanıldığından da ciddi boyutlarda olduğunu, buna karşın bu konuda yeteri kadar önlem alınmadığını belirterek, “Dünya Sağlık Örgütü’nün yaptığı ankete göre ihmal edilen en önemli 10 sorun arasında, sigara birinci sırada yer alırken, üçüncü sırada ise çevre sorunları yer almaktadır.” dedi. Gönençgil, doğanın değişime uğramasında doğal etkilerden çok insanın etkisinin olduğunu dile getirerek, çevre değişimindeki olumsuzlukların şehir hayatında doğurganlığı azalttığını, kısırlık vakalarını arttırdığını söyledi. Doç. Dr. Barbaros Gönençgil, “Çevre kirliliğinin yarattığı olumsuzluklar konusunda bir şeyler yapılmazsa, doğa insan nüfusunu olumsuz yönde etkileyecektir. Bundan kimsenin şüphesi olmasın.” şeklinde konuştu. Çevre sorunlarının artık yerel ya da ulusal değil, uluslararası bir boyut kazandığını belirten Gönençgil, 20.yy’ın en önemli konusunun sağlıklı çevrede yaşamak olduğunu söyledi. Konuşmasının sonunda Türkiye’nin sahip olduğu su kaynakları ile ilgili düşündürücü bir değerlendirmede bulunan Gönençgil, “Türkiye su fakiri değil, sadece suyunu bilinçli olarak kullanmıyor.” dedi.

Refah TERZİ

 

Doğuştan kalça çıkığı tedavisinde erken tanı çok önemli

Doğuştan kalça çıkığı, çocuklarda sık görülen, erken anlaşılıp tedavi edilmezse kalıcı sakatlıklara yol açabilen bir sorundur. Üst bacak kemiğinin başı ile kalça eklemi arasında değişik derecelerde uyumsuzluk vardır. Bebek anne karnında gelişirken oluşan bazı problemler de, kalça çıkığına neden olur. Kızlarda, ilk bebeklerde, makat gelişiyle doğan bebeklerde ve ailede kalça çıkığı öyküsü olanlarda daha sık görülmektedir.

Dünya Sağlık Örgütü’nün yayınladığı istatiksel bilgilere göre her yıl dünyaya gelen bin çocuktan ikisinde kalça çıkıklığı görülüyor. Bunların 4’ünden 3’ü ise kız çocuğu.
Kalıtsal özellikler de kalça çıkığı oluşumuna katkıda bulunan bir diğer faktör. Anne babasında önceden kalça çıkığı bulunan çocuklarda bu ihtimal %25 daha fazla.
Her yeni doğan yüz bebekten birinde görülmekle birlikte, ailelerinde kalça çıkığı varsa bu oran % 20–30 olmaktadır. Anne karnında ters duran bebeklerin de kalça çıkığı olma ihtimalleri diğer bebeklere oranla daha fazladır.

Yapılan araştırmalar kız çocuklarının ise erkek çocuklarına oranla 6–9 kat daha fazla doğuştan kalça çıkığı olduğunu gösterirken, annenin ilk doğan bebeğinin de risk grubunda olduğunu gösteriyor.

Ayrıca, çevresel ve doğum sonrası faktörlerde doğuştan kalça çıkığına sebep olabilecek nitelikte.

Bebeğinizin doğum sonrası oluşabilecek kalça çıkığı risklerini en aza indirmek için;

   * Bebeği kundak yapmayın, bir günlük uygulama bile kalça çıkığına yol açabilir.
   * Bebeği yatarken rahat bırakın, bebek bacaklarını iki yana açacaktır, ortada birleştirmeye çalışmayın.
   * Altını değiştirirken ayaklarından tutup kaldırmayın, kalçanın altından destekleyin.
   * Rahat ve bacak hareketlerini engellemeyecek giysiler giydirin.
   * Kucağınızda taşırken bacaklarını ayırıp belinize oturtun.

Bebeğin bir bacağı diğerine göre kısa ise, bebek yüzükoyun yatırıldığında uyluk kısmındaki kıvrımlar karşılıklı gelmiyorsa, ailelerin hemen bir uzmana gitmesi gerekir.

Doğumdan sonra ki ilk muayenede tanı koyulabileceği gibi, dikkatli muayenelere rağmen birinci yaşın sonlarına kadar doğuştan kalça çıkıklığı gözden kaçırılabilir.
Özellikle ilk 6 ayda erken tanı ile fark edilen doğuştan kalça çıkığı hastalarında iyileşme neredeyse %100 olur. Tanıda doktorun muayenesi çok önemlidir. Ancak muayenede kalça çıkığı tanısı koymak her zaman mümkün olmayabilir. Birinci ayın sonunda yapılacak kalça ultrasonografisi ile tanı kesinleşir, 4. aydan sonra kalça ultrasonografisinin değeri azalır ve röntgen çektirmek gerekir.

Kalça çıkığının ilk 6 ayda teşhis edilmesi durumunda özel bir cihazla (Pavlik Bandajı) basitçe tedavisi mümkünken, ilerleyen dönemlerde tedavi giderek zorlaşmaktadır. Altıncı aydan sonra ise, genel anestezi altında kalçanın kapalı olarak yerine oturtulması ve alçı tedavisi gereklidir. Doğumdan sonra birinci yılda teşhis edilen kalça çıkığında ise açık cerrahi girişimlerin yapılması gerekmektedir.

Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Op. Dr. Yakup Yıldırım


Kültür Sanat Takvimi
YAZI - YORUM
Kalburun üstünde kalabilmek
Fatih Poyraz
Evlilik ve Matematik: Mutluluk anlaşmakta değil, anlaşılmakta saklı
Senai Demirci
Yazarın diğer yazılarını okumak için
F.Teymur Artır
Yazarın diğer yazılarını okumak için
Oğuz Saygın
Su ve çevre bilinci
Büşra Bulu
Kentim