YIL: 3 SAYI: 29 / Aralık 2007                           

DUYURULAR

y y  

“Rüyanıza girmeli, yüreğinize işlemeli bu sanat”

Hüsn-i Hat, diğer adıyla Hat Sanatı yani güzel yazı… Osmanlı döneminde dilden dile ün şalmış, beraberinde türlü incelikleri ve kendine özgü kuralları getirmiş bir yazı sanatı… Ve bu sanata gönül vermiş bir mimar, bir hattat Selma Akcan…

‘Gecesi ile gündüzü bir olursa insanın işte o zaman, eşsiz eserler ortaya çıkıyor.’ sözleriyle başlıyor sohbetimizin ilk demleri. Dikkatimi çekiyor bu cümle ve neden gecesi ile gündüzü bir olmalı insanın? Hat sanatının kalıplaşmış kuralı mı bu? sorusu dökülüveriyor kalemimden tek tek kağıdıma. Daha sonrasında da Selma Hanım’a yönlendiriyorum bu soruyu. Gülümseyerek cevap geliyor kendisinden; ‘Rüyanıza girmeli, yüreğinize işlemeli bu sanat. Onun sonrasında zaten başarı geliyor.’ ifadesini kullanıyor ve başarılı olmak için de çok çalıştığını söylüyor. “Önce mimardım şimdi hem mimarım hem de hattatım.” diyen Selma Akcan ile keyifli sohbetimiz böyle başlıyor…

 
Yıllarını hat sanatına vermiş, Selma Akcan'ın eserlerinden biri.

Öncelikle kendisini tanıtıyor Selma Hanım. “1964 Erzurum doğumluyum. İlk ve ortaokul öğrenimimi Erzurum’da tamamladım. Mimarlık fakültesi mezunuyum.” diyen Selma Akcan, mimar olmaya nasıl karar verdiğini de şöyle anlatıyor: “Çizim yapmak, proje hazırlamak çocukluk yıllarımda severek yaptığım çalışmalar arasında yer alıyordu. Ve bunun neticesinde kendimi kendim gibi hissedebileceğim bir mesleği seçme kararı aldım.” İnsanın kendisini kendi gibi hissetmek… Mesleğinin mimarlık olması gerektiğini düşünen Selma Akcan, istediğini de elde etmiş ve Yıldız Teknik Üniversitesi Mimarlık Fakültesi’ni kazanmış.

Hat sanatı tutkunları, bu sergiyi kaçırmayın!
Bir mimar adayının ve mimarın mutlaka hat sanatıyla tanışması gerektiğini savunan Selma Hanım; 1999 yılında kendisini sanatın farklı bir yönüne adamış ve bundan sonra mimarlıktaki kabiliyetini hüsn-i hat sanatıyla birleştirip, farklı eserler ortaya çıkarmaya başlamış. Bu doğrultuda da oldukça başarılı olmuş. Akcan; hayata bakış açısını değiştiren hat sanatı ile nasıl tanıştığını anlatıyor şimdi de: “Eşim Murat Akcan ile AKCAN Mimarlık Mühendislik bürosunda çalışırken, 1999 yılında yaşanan Marmara depremi sonrasında inşaat sektöründe bir durgunluk yaşandı. O durgunluk sırasında küçüklükten beri içimde olan ışığı, yeteneği farketme şansına eriştim. Ve aynı yıl hat sanatıyla tanıştım.” diyor ve hocası Ali Hüsrevoğlu’yla güzel yazı sanatına nasıl adım attığını aktarıyor… “Oldukça tecrübeli bir insanın hocam olması benim için büyük şanstı. Eğitimime Altunizade Kültür Merkezi’nde başladım. Hocamdan nesih, sülüs, rıka dalında icazet aldım. Kendisiyle başladığım hat sanatı çalışmalarıma hâlâ devam etmekteyim.” Her geçen gün ince ustalıkla hazırlanan kalemler, özel mürekkepler hayatının bir parçası olmuş ve önemli çalışmalara imza atmaya başlamış Selma Hanım. Bir, iki, üç derken pek çok karma ve kişisel sergide hat sanatının eşsiz güzelliklerini insanlara sunma şansına erişen Akcan, şimdilerde yeni bir serginin heyecanını taşıyor. “4–20 Nisan tarihleri arasında Kartal Bülent Ecevit Kültür Merkezi’nde gerçekleşecek olan sergimde eserlerimi, hat sanatına ilgi duyan ve bu sanat ile yeni tanışacak olanlarla bir araya getirmeye hazırlanıyorum.”

“Hüsn-i hat sanatını öğrenmek için ortalama 5 yıl süre, bir harfi öğrenmek için de 5 bin kez yazmak gerekir. Elin ve belin meleke kazanması için bu süre çok önemlidir.” diyen Selma Hanım sohbetimizin sonunda hat sanatına merakı olan ve bu alanda kendisini geliştirmek isteyen gençlere tavsiyelerde bulunuyor: “Güzel yazı sanatının eğitiminde her gün en az 1 saatinizi bu aşka ayırmanız gerekir. İnsan, yeteneği olmasa da, öğrenmeyi gerçekten isterse başarılı da olabilir. Yeter ki başladığı yolculuğa sabırla devam etsin. Kimisi kabını kaşıkla, kimisi kepçeyle doldurur. İçinde hat sanatına dair aşk varsa, bu sanatı öğrenmek her insana nasip olur.”

İlkay GÖRÜR

 

Kültür Sanat Takvimi