YIL: 1 SAYI: 12 / Temmuz 2006                           Şuan Arşiv bölümümüzdesiniz. Güncel Sayfamıza dönmek için tıklayınız!
kentim.com.tr
Kartal

DUYURULAR


Bir kişisel gelişim örneği



 

Sevda Hısım, 69 yaşında bizim seminerlerimize katılan, 2 evladı ve torunları olan, tek başına yaşayan dul bir bayandı. Öğrenmeye olan aşırı ilgisi sebebiyle bir şeyler öğrenebileceği birçok seminere katılıyordu.

Acıbadem’deki bir seminerimde onunla karşılaştığımızda 69 yaşındaydı. Ancak gözlerindeki parıltı ve mutluluk hayatının baharını yaşayan bir genç kızınkinden farksızdı. Katıldığı ilk seminerimde ondaki öğrenme arzusunu görünce ondan bütün seminerlerime katılmasını istedim. Ve o, seminerlerime geldikçe kişisel gelişim ilmini öğrenerek içselleştirmeye başladı.

Ayrıca Sevda Hısım insanlardan ne istemesi gerektiğini ve nasıl istemesi gerektiğini çok iyi biliyordu. İsteyeceği şeyleri kimlerden istemesi gerektiğini çok iyi seçiyordu. Karşısındaki kişiden bir şeyler isterken o da karşısındaki kişiye bir şeyler veriyordu. İsteklerini belirtirken bedeni ve zihni her zaman uyum içindeydi. Eğer ilk seferinde isteklerine ulaşamazsa farklı yollar deneyerek buna ulaşmaya çalışıyordu.

Artık 70 yaşında bir asistanım vardı. Her gittiğim seminere benimle birlikte gidiyor, anlattıklarımı dikkatle not alıyor ve gereken yerlerde söze katılıyordu. Öğrenme merakı ve arzusu genç insanlara örnek oluyordu. Daha sonra yavaş yavaş duygularını ve düşüncelerini yazmaya başladı. Ben onun yazdıklarını okudukça etkileniyor ve bunların bir kitaba doğru gittiğini düşünüyordum.

Sevda Hısım ne istediğini çok iyi biliyordu. En büyük dileği sürekli olarak kendini geliştirmek, pozitif olmak ve öğrendiklerini insanlarla paylaşmaktı. Duyusal keskinliği çok gelişmişti. İletişimde karşısındaki insanları çok dikkatlice izler ve onlardan aldığı geri bildirimleri çok iyi değerlendirirdi. Karşısındaki insanın üzgün, neşeli veya düşünceli olduğunu çok çabuk anlar ve onlara empatik bir şekilde yaklaşırdı. Kalibrasyonu yani insanların bakışlarından ve beden dillerinden anlam çıkarma becerisi çok mükemmeldi. Aldığı geri bildirimler sonucunda esnek olmasını bilirdi. Davranışlarını değiştirmesi gereken yerde bunu derhal farkına varır ve gerekeni yapardı. Hiç zaman kaybetmeden aldığı her kararı uygulamaya koyardı.

Gerçekten de kendisi yazdıklarını birleştirince ortaya çok güzel bir kitap çıktı: “70’inde gelen bahar”. Sevda Hanım ikinci baharını yaşıyordu ve yeniden doğmuş gibiydi. Seminerlerime katılmaya devam ediyor, öğrendiklerini insanlarla paylaşıyordu. İnsanlara verdiği pozitif enerji muhteşemdi.

Sekiz yıllık beraberliğimiz sırasında ondan çok şey öğrendim. Ama en önemlisi kişisel gelişimin ilkelerini ve tekniklerini uygulayan 70 yaşındaki bir insanın hedefine ulaşmak için gösterdiği azim ve sabırdı.

76 yaşında amansız bir hastalığa yakalandı. Kemoterapiye giderken saçları döküldü, ama o her zamanki gibi pozitifti. Düşüncelerini kelimelerle ifade edemediği hastalığının en zor döneminde bile kendisinin “bir savaşçı” olduğunu, hayatının son anına kadar insanlara pozitif enerji vereceğini ve onları seveceğini sanki gözleriyle söylüyordu. Ben onun 77. yaş günü partisine katıldığımda başında çiçekten bir tacı vardı. Oturduğu yerden kalkamıyordu ama yine de ışıl ışıl gözleri ile etrafına “sizi çok seviyorum” mesajı veriyordu.

Sevda Hısım bir kitap yazdı ve hasta yatağında diğer kitabını yazdı. Ama onun asıl kitabı yaşadığı hayatıydı. Çevresindeki insanlar, 77 yaşında son nefesini verirken dahi onun yüzündeki gülümsemesini görmüşlerdi.

Oğuz SAYGIN