Sivaslı kapıcı bir babanın oğlu Rıza, Esenler’de gecekonduda oturan Selim Kahveci’nin oğlu Nihat ya da diğerleri. Kartalspor’un alt yapısında yetişen ve geçtiğimiz günlerde Galatasaray’a transfer olan Milli futbolcu Servet Çetin; çocukluğunu fakirliğin pençesinde yaşayıp, genç yaşta hem para hem şöhret sahibi olan futbolculardan biri.
| |
|
“Yıllarca Kartal Meydanı’nda ayakkabı boyadım”
Servet 1981 yılının Mart ayında Iğdır’ın Tuzluca ilçesinde Çetin ailesinin 11. çocuğu olarak dünyaya geldi. İlkokul çağına gelmeden Çetin ailesi İstanbul’a göç etti. Kartal’ın fakir mahallelerinden birine yerleşen Iğdırlı kalabalık aile, çoluk çocuk İstanbul’da yaşam mücadelesine girişti. Küçük Servet henüz 10 yaşında ilkokul öğrencisiyken ağabeyleri ve ablalarının aile geçimine yaptıkları katkılara özenip, okul çıkışı boya sandığını kaptığı gibi Kartal Meydanı’nda soluğu alıyordu. Akşama kadar meydandaki parkta ayakkabı boyayan küçük Servet, kazandığı paralarla hem okul harçlığını çıkarıyor hem de eve bir ekmek götürmenin gururunu yaşıyordu.
Servet senin küçükken ayakkabı boyacılığı yaptığını öğrendik bu doğru mu?
“Biz 11 kardeşiz, en küçükleri de benim. İstanbul’a göç ettikten sonra maddi sıkıntımız vardı; herkes çalışıyordu, bana da bir boya sandığı düşmüştü. Ben de okul çıkışlarında, parklarda ayakkabı boyacılığı yapıyordum, bunu hiçbir zaman inkar edemem.”
Servet ortaokul ve lise yıllarında da boyacılığa devam etti ayrıca yaz tatillerinde mevsimlik işlerde de çalışıyordu, bir taraftan da futbol oynayan Servet o günleri işte bu sözlerle anlatıyor: “1991 yılında hem ilkokula gidiyor hem boyacılık yapıyor hem de Kartalspor’un altyapısında futbol oynuyordum, bu lise yıllarına kadar devam etti. Böylece aileme fazla yük olmuyordum. Ortaokulu bitirince meslek lisesine gitmem, böylece iş sahibi olmam gerektiği söylendi ancak meslek lisesine gidersem, antrenmanlara yetişemiyordum. Bu nedenle düz liseye gitmeye karar verdim. Eğer futbolcu olamasaydım meslek lisesine gitmediğim için belki hâlâ ayakkabı boyacılığı yapıyor olacaktım.”
| |
|
Şu an Türkiye’de binlerce çocuk ayakkabı boyuyor, onları görünce neler hissediyorsun?
“O çocuklar imkanları olmadığı ve mecbur kaldıkları için sokaklarda boyacılık yapıyor. Ben onları görünce çok duygulanıyorum, ben de onlardan biriydim, ayakkabı boyayan ya da başka işlerde çalışarak ailesinin geçimine katkı sağlamak zorunda olan her çocuğa saygı duyuyorum, ekmek parasını küçük yaşta kazanıyorlar, bir çocuk için en zor iştir bu. Keşke her çocuk çocukluğunu yaşayabilse.”
İşte kırılma noktası: “Beni Feyyaz Hoca keşfetti”
Servet Kartalspor’da forma şansı bulduktan sonra 18 yaşında profesyonel oldu. O sırada Çanakkale Dardanelspor ile ikinci ligde aynı grupta mücadele ediyorlardı. Çanakkale’de oynanan bir maç onun hayatının dönüm noktası oldu.
Servet nasıl oldu da ayakkabı boyacılığı yaparken bir anda genç yaşta şöhretli bir futbolcu oldun?
“Bunu en başta Feyyaz Uçar’a ardından da Rıza Çalımbay’a borçluyum. Çünkü Çanakkale’de oynadığımız bir Çanakkale Dardanelspor-Kartalspor maçında Dardanel’in hocası Fuat Yaman’ın yardımcısı Feyyaz Hoca beni dikkatle izlemiş. Ardından sağ olsun diğer haftalarda oynadığım maçları da takip etmiş, sonra kendisi Rıza Çalımbay ile beraber Göztepe’ye giderek beni Rıza Hoca’ya tavsiye edince bir anda kendimi birinci ligde Göztepe forması giyerken buldum.”
“Para kazanınca ilk işim babama ev almak oldu”
Servet ailenin maddi durumu malum. Sen futbola başlayıp para kazandıktan sonra ailene ne gibi katkın oldu?
“İlk olarak babama Kartal’da bir ev satın aldım, babam çalışamayacak kadar yaşlı. Onların bütün geçimini ben sağlıyorum ayrıca benden büyük 10 tane ağabeyim ve ablam var. Ağabeylerime işyeri açtım, diğerlerinin evlerini yaptırdım, şu an üniversite okuyan iki ağabeyim daha var, onların okul masraflarını da ben karşılıyorum.”
Ailenle mi oturuyorsun?
“İstanbul’a geldiğimde onlarla kalıyorum, Sivas’tayken genellikle kulüpte kalmayı tercih ediyorum.”
Para ve şöhret sosyal yaşantında neleri değiştirdi?
“Hiçbir şeyi. Eskiden de Kartal’da oturuyordum şimdi İstanbul’daki evim yine Kartal’da. Eskiden de çocukluk arkadaşlarımla görüşüyordum şimdi de onlarla görüşüyorum. Tabi arkadaşlarıma bir de takımdaki dostlarım eklendi.”
Eğlence hayatın nasıl. Sonuçta genç ve yakışıklı bir futbolcusun, özel hayatında neler yapıyorsun?
“Beni kimse ne Etiler’de ne de başka bir eğlence mekanında göremez. Sadece Türkü evlerine giderim. Hayatımda bara birkaç defa mecburen gitmişimdir. Ben türkü hastasıyım, tam bir fanatiğim, sadece türkü evlerine giderim. En çok Erdal Erzincan ve Uğur Işılak’ın türkülerini dinlerim, bütün eğlencem budur, bir de türkü mp3’lerim var hatta bir gün bilgisayarımda mp3’lerim silindi diye, gece hiç uyuyamadan ertesi gün maça çıkmıştım.”
En sevdiğin türkü hangisi?
“Sivas’ın yolları türküsünü söyleye söyleye Sivas’a geldim, bu aralar en çok bu türküyü dinliyorum.”
Çocukken hangi takımlıydın?
“Ben küçükken hiçbir takımı tutmuyordum, yoktu yani böyle sempati duyduğum bir takım, fazla da ilgilenmiyordum işin taraftarlık kısmıyla, ben futbolculuk peşindeydim.”
Sen ve Fenerbahçe’den kiralık olarak Sivasspor’a giden Gürhan, Fenerbahçe-Sivasspor maçında eski takımınıza büyük bir çelme taktınız. Üstelik eski bir Fenerbahçelisin, eski takımına gol attın, o gol sırasında neler hissettin?
“Herhangi bir takıma gol atmışım gibi aynı şeyleri hissettim. Üzülme falan söz konusu olmadı, üzülürsen üzülecek hale gelirsin. Ben profesyonelim. Evet Fenerbahçe’de 2,5 yıl futbol oynadım ve kariyerimin en güzel günlerini orada geçirdim.
Galatasaray’a sezon bitmeden imza attın?
“Sivasspor’da olmayacağımı sezon bitmeden söylemiştim ve bu arada çok sayıda transfer teklifi aldım. İngiltere ve Almanya’dan da teklifler vardı ama Galatasaray’ın teklifini kabul ettim. Avrupa’da transferler sezon sona ermeden yapılıyor, ben de Sivasspor forması giyerken Galatasaray ile anlaştım ama Galatasaray maçında da çıkıp Sivasspor forması ile terimin son damlasına kadar mücadele ettim.”
Kendine örnek aldığın bir futbolcu var mı?
Yok. Ben hiç kimseyi örnek almıyorum, beğendiğim çok futbolcu var ama ben kendi tarzı olan bir futbolcuyum, o yüzden hiç kimseyi kendime örnek görmüyorum.
Savunma futbolu son yıllarda çok önem kazandı, sen de bir savunma oyuncususun?
“Eskiden hep forvet ve orta saha oyuncuları ön plandaydı ama artık özellikle 2004 Avrupa Şampiyonası’ndan sonra savunma oyuncularının değeri iki katına çıktı. Yunanistan defansif bir futbol anlayışı ile Avrupa Şampiyonu oldu, son Dünya Kupasında da gördük ki Cannavaro ve Thuram gibi defans oyuncuları yıldız oluyor. Bu durum Türkiye’ye de yansımaya başladı, bizim gibi genç defans oyuncuları için çok olumlu bir gelişme çünkü artık takımın en ucuz bölgesi defans olmayacak, defans oyuncuları da diğer oyuncular kadar pahalı olacak, bu da bizim değerimizi arttırıyor doğal olarak.”
Servet Kartalspor bu sezon şampiyon oldu. Eski takımına bir mesajın var mı?
“Ben bugün bir yerlere geldiysem bunda Kartalspor’un payı çok büyük, sizin aracılığınızla öncelikle sayın başkanıma sevgi ve saygılarımı sunuyorum. Ben çocukluğumdan beri Kartal’dayım, evim, ailem hâlâ Kartal’da. Kartalspor’un maçlarını yakından takip ediyorum, onların başarılarına kendi başarımmış gibi seviniyorum. Umarım Lig A’da da başarılı olurlar, onları yürekten kutluyorum.
Servet teşekkür ederiz, sana da başarılar dileriz.
“Ben teşekkür ederim, sağ olun görüşmek üzere.”
Harun ŞEN
|