Koroner anjiografi nedir?
Koroner anjiografi, bugün için dünyada bir numaralı ölüm nedeni olan kalbi besleyen damarların (koroner damarlar) tıkanıklığının (atherosklerotik hastalık) tespit edilmesi için uygulanan tanısal işlemdir.
Kalp damarlarındaki tıkanıklıkların ortaya konulmasında değeri nedir?
Kalp damar hastalıklarının tanınmasında günümüzde kullanılan en kesin metottur. Kalp damarlarının direkt gözle izlenebilmesine olanak sağladığı için diğer tüm tanısal testlerden daha değerlidir.
Kimlere koroner anjiografi yapılabilir?
Uzman hekimler tarafından muayeneleri yapılmış ve kalp damar tıkanıklığı olduğundan şüphelenilen tüm hastalara yapılabilir. Hastalarda herhangi bir yaş sınırı bulunmamaktadır. Özetleyecek olursak; koroner anjiografiden önce tanısal amaçlı yapılan diğer testlerde (efor testi, eko-kardiyografi, sintigrafik incelemeler vb.) kalp damar tıkanıklığından şüphelenilen hastalar ve kalp damar tıkanıklığına bağlı şikayetleri olan hastalara yapılabilir.
Kalp damarlarında tıkanıklık olan hastalarda görülen şikayetler nelerdir?
Kalp damar tıkanıklığı olan hastaların şikayetlerinin başında göğüs ağrısı gelmektedir. Özellikle efor esnasında hasta tüm göğsünde hissettiği, her iki koluna, sırtına, boynuna ve hatta alt çenesine yayılan ağrıdan yakınır. Bu ağrı baskı, sıkışma, ezilme, yanma gibi hissedilebilir. Genellikle hasta eforunu sonlandırıp dinlendiğinde, 3-5dk içerisinde ağrısı geçmektedir. Bunun yanında hasta nefes darlığı, çarpıntı, bayılma gibi şikayetlerden de yakınabilir. Bu şikayetlerin gittikçe artış göstermesi hastalığın ciddileşmeye başladığının habercisidir.
Bu tip şikayetleri olan herkes koroner anjiografi yaptırmalı mıdır?
Tabi ki hayır. Bu tip şikayetleri olan tüm hastalar bir kalp uzmanına başvurmalıdır. Yapılacak muayenelerden sonra hekim hastaya koroner anjiografi yapılmasına gerek olup olmadığına karar verir. Bunu yaparken de hastaya ait bir takım risk faktörlerini de göz önünde bulundurur. Hastaya ait bazı risk faktörleri kalp damarlarında tıkanıklık oluşmasına neden olabilir.
Kalp damarlarında tıkanıklık oluşmasının etkenleri nelerdir?
Bu etkenler içerisinde maalesef bizim elimizde olan ve olmayanlar var. Örneğin, kalp damar hastalıkları artan yaşla birlikte daha sık görülürler. Son yıllarda daha genç yaşlarda ortaya çıkabilmekle birlikte özellikle 40 yaşın üstündeki bireylerde risk daha fazladır. Yine erkek cinsiyette kadınlara göre daha sık kalp damar hastalıklarını görmekteyiz. Bunun dışında diğer etkenler kısaca yüksek tansiyon, diyabet (şeker hastalığı), sigara içiciliği, kanda bulunan yüksek kolesterol değerleri, hareketsiz ve stresli bir yaşam tarzı olarak sayılabilir. Bu etkenlerin bir çoğu kişinin yaşam tarzı değişiklikleri ile kontrol altına alınabilmektedir. Bu risk faktörlerini taşıyan kişilerde yukarıda belirttiğimiz şikayetlerin varlığı çok dikkate alınmalı ve mutlaka hasta iyice incelenmelidir.
Koroner anjiografi nasıl yapılır, ne kadar sürer ve hasta hangi aşamalardan geçer?
İşlem hasta tamamen uyanık ve aç iken, lokal anestezi uygulanarak yapılıyor. Hastanın sıklıkla kasık damarının olduğu bölge uyuşturularak acı ve ağrı hissetmemesi sağlanıyor. Daha sonra tamamen bu amaç için geliştirilmiş kateterler vasıtası ile hastanın kalbine ulaşılarak kalp damarlarının bir anlamda röntgenleri çekiliyor. Bu işlem yaklaşık 2-3 dk. sürüyor ve bu sayede kalp damar tıkanıklıklarının kesin teşhisi sağlanıyor. Daha sonra hasta vücudunda herhangi bir yabancı cisim kalmaksızın yaklaşık 4 saat yatak istirahatına alınıyor. Çıkan sonuca göre de aynı gün hastaneden taburcu edilebiliyor. Benzer işlemin kol veya bilek damarından da yapılması mümkün olabiliyor. Bu sayede hastanın yatakta kalış süresi de kısaltılabiliyor.
Koroner anjiografiden sonra hasta günlük yaşantısına ne zaman dönebilir ve nelere dikkat etmesi gerekir?
Koroner anjiografiden hemen sonra hastanın hafif bir yemek yemesi ve su içmesine izin veriliyor. Aynı gün hastaneden taburcu olan hasta bir ertesi gün banyo yapmak, araba kullanmak vb. tüm günlük yaşantısını normal olarak sürdürebiliyor.
Koroner anjiografi tedavi edici değil, tanısal amaçlı kullanılan bir metottur
Kesinlikle. Koroner anjiografi sadece hastanın tedavisini nasıl planlayacağımız konusunda bize yol gösteren bir işlem. Bunun sonucunda hastaya 4 farklı şey söyleyebiliyoruz. Birincisi ve belki de hastayı en mutlu edecek haber kalp damarlarının tamamen açık olduğu ve herhangi bir tıkanıklığın bulunmadığı. İkinci olarak var olan damar tıkanıklarının çok mühim olmadığı ve belirli kalp ilaçları ile tedavisinin yapılabileceği. Üçüncü söylediğimiz şey hastanın damarlarında tıkanıklık olduğu ve bu tıkanıklıkların koroner anjiografiye benzer bir yöntemle çeşitli balonlar ve damar açmak için geliştirilmiş “stent” denilen metalik borular yardımı ile açılabileceğidir. Bugün için bir çok hastayı bu şekilde tedavi etmemiz mümkün. Ancak bazı durumlarda özellikle hastalığın çok yaygın olduğu hastalarda by-pass cerrahisi tedavisini hastalarımıza dördüncü seçenek olarak sunuyoruz.
Tedavi sonrası hastalar bundan sonraki yaşamlarında nelere dikkat etmeliler? Hastaların bundan sonraki yaşamlarında mutlak bazı değişiklikler yapmaları gerekir. Mesela bu hastalar beslenmelerine dikkat etmeli ve belli bir diyet programı uygulamalılar. Bu diyet programı aslında bir Akdeniz ülkesi olan ülkemiz için de son derece uygulanabilir olan, zeytinyağlı ve haşlanmış sebzelerin ve meyvelerin ön planda olduğu bir diyet olmalı. Ayrıca hastalar günlük aktivitelerini arasına mutlaka bir de egzersiz ve yürüyüş programı da koymalı. Tedavilerini aksatmadan uygulayıp, günlük yaşantının getirdiği stresli ortamlardan mümkün olduğunda kaçınmalı. Asla sigara kullanamamalı, kullanılan yerlerde de bulunmamalılar.
Doç. Dr. Nuri KURTOĞLU
Kardiyolog
Özel Göztepe Şafak Hastanes
|