Başarıyı yakalamanın birinci koşulu başarıya zihnimizi hazırlamaktır. Birey kendisi için neyi başarı olarak görüyorsa onu zihnine kazımalı. Onu başarıya götürecek haritayı önce zihninde çizmeli. Haritanın her bir bölümünü en ince ayrıntısına kadar düşünmeli, her ayrıntıyı önceden görebilmelidir. Başarı için zihinsel hazırlık bireyin başarılı olma inancını kamçılar. Onu çalışmaya teşvik eder. Karşılaştığı küçük problemlerde yoldan çekilmek yerine yola devam eder. Zihin çizilen bu harita sayesinde daha sonra yaşayacağı birçok olayı önceden yaşayarak kendisi hazırlar.
Zihin kendisine silinmemek üzere kazınmış başarı simgesi üzerine çalışır. Başarı simgesine ulaşmak için çeşitli yollar arar. Bu yolların işe yarayıp yaramayacağını zihinsel alanda tartışarak kendisine yeni yollar üretir. Böylece zihin hep başarılı olma düşüncesiyle meşgul olur. Onu gerçekleştirmek için var gücüyle çalışır.
Kendimize olan güveni gerçekleştirmek için ikinci yol:
İnsanların en büyük hataları kendi kapasiteleri konusunda isabetli tahmin yapamayışlarıdır. Hedef seçmede aşırı mütevazı davranmalarıdır. “Ben neyim ki…” düşüncelerinden kendilerini bir türlü kurtaramazlar. Yapılan araştırmalar birçok insanın şu anki durumlarından daha başarılı olabileceklerini göstermiştir. İnsanların çoğu kendilerinde bu güveni bulamadıkları ve başarısızlığı her şeyin sonu olarak gördükleri için vasat bir hayat tercih ederler. Başarısızlık korkusu çoğu insanın başarılı olmasını engeller, ancak engelleri aşan insanlar başarıyı yakalayabilirler.
Güven duygusunu kazanmak bireyin kendisini keşfetmesidir. Birey, kendi gücü ve kapasitesini kavrar. Artık amaçlarını tespit etmiş ve o amaçlara ulaşmak için gereken gücü kendisinde bulmuştur. Gücünü göstermek isteyen birey, ateşlenmiş bir fişek gibi hedefine koşmaya başlar. Artık onu hedefinden hiçbir şey döndüremez. Hedefe giden yolda ilk adım böylece atılmış olur. Kendisine güveni olmayan insanlar ise hiçbir işe girişemez, başladığı işi de sonuna kadar götüremez. Bu bireyler vasat insan olmaya mecburdurlar. Artık onlar için “Daha ötesi yok mu?” herhangi bir anlam ifade etmez. Bu insanlar için “Elden gelen budur, bundan ötesi imkansızdır.” düşüncesi genel prensiptir. Karşılaştıkları her olayda bu temel prensiplerine göre hareket ederler. Diğer bir ifadeyle mevcudu muhafaza etmenin yolunu ararlar. Hayatla mücadele yoktur. Savunma en iyi taktiktir. Savunmada açık vermemenin yolu da bulunduğu konumu en iyi şekilde muhafaza etmektir. “Savunmada meydana gelen değişiklik, hayat mücadelesinde kayıplara neden olabilir.” düşüncesi üst seviyededir.
Güven duygusu birey için aşılmaz dağları aşan bir yoldur. İmkansızı mümkün, mümkünü de kolay kılan yolların haritası da bu duyguda gizlidir. Kendine olan güveni kazanan kişileri hiçbir kuvvet engelleyemez. Bireyler fiziksel olarak ilk bakışta imkansız gibi görünen birçok olayın altından rahatlıkla kalkabilirler. Eğer Naim Süleymanoğlu kendine olan güveni yitirseydi kendi ağırlığının üç katını bir çırpıda kaldırabilir miydi? Eğer Mustafa Kemal Atatürk kendine olan güveni yitirseydi Türk milletinin kendine olan güvenini kazandırıp bağımsızlığını elde etmesini sağlayabilir miydi? Eğer Çanakkale Savaşı’nda Seyit Onbaşı kendi fiziki gücünü düşünerek hareket etseydi yaklaşık 270 kg. ağırlığındaki topu kaldırabilir miydi? Bu ve benzeri örneklerin sayısını artırmak mümkün. Günlük hayatta kendimize olan güveni yitirirsek, acaba hangi davranışımızda başarılı oluruz? Davranışların oluşması için, iradeyi kullanmak için inanca, inancı gerçekleştirmek için kendimize olan güvene ihtiyacımızın olduğunu kim inkar edebilir?
Olumlu düşünceler ne kadar kalıcı ise olumsuz düşünceler o kadar geçici olmalıdır. Olumsuz düşünceler kumsala yazılmış yazılar gibi küçük bir dalga ile veya hafif bir rüzgarla yok olup gitmeli. Olumlu düşüncelerle zihin doldurulmalı. Çünkü olumlu düşünceler yardımcı ders kitapları gibidir. Öğrencilerin bazı dersleri öğrenmeleri için yardımcı ders kitapları yazılmıştır. Bu kitaplarda okul ders kitaplarında yer alan konuları kolay yoldan öğrenme metotları ve çeşitli soruların pratik çözümleri vardır. Öğrenci, yardımcı ders kitapları sayesinde konuları daha kolay ve daha çabuk bir şekilde öğrenir. Olumlu düşünceler de hayatın zorluklarını kolaylaştıran, başarıya giden yardımcı kitaplardan farksızdırlar. İnsanlar olumlu düşünceler sayesinde hayattan lezzet alır. Acıya, üzüntüye, ayrılığa, hasrete, başarısızlığa katlanabilir. Bu düşüncelerle her türlü olumsuz durumun altından rahatlıkla kalkarlar. Hayatı yaşanılır hale getiren olumlu düşüncelerdir.
Unutmayın ki; bir işi, herhangi bir kişi yapabiliyorsa siz de yapabilirsiniz. Çünkü bir insanın yapabileceklerini bütün insanlar yapabilir. Siz de bir insan olduğunuza göre diğer insanların yaptığı her şeyi rahatlıkla yapabilirsiniz. Yeter ki kendinize olan güveni yitirmeyin. Başarıyı yakalamak için; “her şeyi başarabilme gücünün” kendinizde olduğunu hissedin ve kendinize, “Ben istediğim sürece başaramayacağım iş yoktur.” deyin. Kim ne yapmak isterse yapar. İnsanların hiçbir aşılmaz engelleri yoktur. Bizi sadece biz durdururuz.
Başarıyı yakalayabilecek güçte hissetme başarılı olabilmek için çeşitli çabaların sergilenmesini sağlar. Kendine güveni olmayan insanlar ürkek tavşanlar gibidir. Tavşanlar kendilerini tehlikede hissettikleri anda büyük bir hızla yuvalarına doğru koşmaya başlar. Tavşanlar yuvalarında kendilerini güvende hisseder. Kendine güveni olmayan insanların davranışları ürkek tavşanlardan farksızdır. Başaramayacaklarına inandıkları anda hızlıca o işten uzaklaşmaya başlarlar. Bir işi yaparken sürekli tedirgindirler. Her an olumsuz şeylerin olabileceğini düşünerek hedef için çeşitli çalışmaları yapmaktan çekinirler. Çünkü yaptıkları her davranışın olumsuz bir sonuca varacağını düşünürler. Bu durum onları korkutur. Korku anında ise insan kendisini daha çok tehlikeye atmamak için mümkün olduğunca a hareket eder. Oysaki, başarı için cesur olmak gerekir. Çeşitli anlarda riski göze almayan insanların başarıyı yakalamaları son derece güçtür. Cesaret başarıyı getiren unsurlardan biridir.
FEM DERSHANELERİ
KARTAL ŞUBESİ
Rehberlik Servisi
İbrahim ÜNLÜTÜRK |