YIL: 3 SAYI: 27 / Ekim 2007                           

DUYURULAR


Maarifî Tekkesi


Kartal İlçesinde, Çavuşoğlu Mahallesi’nde Ankara Caddesi üzerinde yer almaktadır.

Rıfaîliğin Maarifi kolunu kuran Şeyh Seyyid Mehmed Maarifi (Ö.1824) tarafından tesis edilmiştir. Günümüzde kısmen mevcut olan tekkenin 1234/ 1818’de inşa edildiğine dair bazı kayıtlar bulunduğu gibi tevhidhane binasının mimari özellikleri de bu tarihlere ait olduğunu destekler niteliktedir. Diğer taraftan Şeyh Mehmed Maarifi’nin 1785 civarında Mısır’dan İstanbul’a geldiği ve tekkesini kurduğu rivayet edilmektedir. Birçok tarikat yapısının tarihçesinde görüldüğü gibi, burada da Şeyh Efendi’nin başlangıçta yaşadığı evi tekke gibi kullandığı daha sonra aynı yere tam teşekküllü bir tarikat tesisi inşa ettirdiği tahmin edilebilir. Nitekim 1808’de tahta geçen 2. Mahmud’un (hd 1808 – 1839) Şeyh Mehmed Maarifi’ye ve tekkesine yakınlık gösterdiği, zaman zaman yardımlarda bulunduğu bilinmektedir.

Rıfaîliğin piri Seyyid Ahmed Rifai’nin neslinden geldiği rivayet edilen ve “Fethü’l Maarif” lakabı ile tanınan Şeyh Mehmed Maarif’nin bazı tasavvufi şiirleri tespit edilmektedir. Yapmış olduğu içtihadlarla Rıfailiğin Maarifi kolunu kurmuş, hayatının sonuna kadar bu yeni kolun âsitanesi ve pir makamı olan tekkesinde irşat faaliyetinde bulunmuş ve tekkenin türbesine gömülmüştür. Rifailik ile Bektaşilik’in karışımından meydana çıktığı iddia edilen Maarifi kolunun kökeni ve niteliği yeterince araştırılmamıştır. Esasen İstanbul’da pek yaygın olmayan Kartal’daki âsitane dışında Kasımpaşa’daki iki zaviyede faaliyet gösteren Maarifi kolunun, Vak’a-i  Hayriye’den (1826) sonra tarikatları lav eden, tekkeleri kapatılan ya da yıktırılan ve sıkı bir takibata maruz kalan Bektaşilerden bir kısmının Rifai kisfesine bürünmesi sonucunda ortaya çıktığı bile ileri sürülmüştür. Ancak tekkenin bir Vak’a-i Hayriye’den önce tesis edilmiş olması bu iddiayı geçersiz kılmaktadır. Aslında bütün Rifailerde mevcut olan ehl-i beyte ve on iki imama bağlılığın Maarifi kolunda muhtemelen daha da ileri düzeye vardırılmış olması, bu kolun mensupları ile Bektaşilik arasında belirli bir yakınlığı doğurmuş ve bu tür iddiaların ortaya atılmasına sebep teşkil etmiş olabilir. Tevhidhane’nin tasarımında on iki sayısının kullanılmış olması da bu ihtimali güçlendirmektedir.

Şeyh Mehmed Maarifi’den sonra tekkenin meşihatı oğlu Şeyh Seyyid Ali Sabit Efendi’ye (Ö.1863) intikal etmiştir. Sabit Efendi’nin Kasımpaşa’da günümüzde Kulaksız Mahallesine katılmış bulunan İbadullah Mahallesi’nin sınırları içinde, Kartal’daki asitaneye bağlı bir Maarifi zaviyesi tesis ettiği ve bu zaviyenin postuna oğlu Şeyh Seyyid Mehmed Efendi’yi (Ö.1892) oturttuğu anlaşılmaktadır. Maarifi-i Sâni olarak anılan Şeyh Mehmed Efendi babasının vefatı üzerine Kartal’daki asitanenin meşihatını üstlenmiş, Kasımpaşa’daki zaviyenin meşihatını da oğlu Şeyh Seyyid Hüseyin Taha Efendiye bırakmıştır. Kartal’daki asitanenin son şeyh’i ise Maarifi-i Sani’nin diğer oğlu olan Şeyh Seyyid Hasan Tasin Efendi’dir. (Ö.1927) Sonuçta Maarifiliğin bir aile tarikatı şeklinde örgütlendiği anlaşılmakta, Kartal’daki ve Kasımpaşa’daki tekkeler arasında devamlı bir geliş gidişin söz konusu olduğu Kasımpaşa’daki zaviye şeyhinin yaz aylarında kardeşinin postnişin bulunduğu Kartal’daki asitanenin harem dairesine taşındığı, ancak pazartesi günleri ayine başkanlık etmek amacıyla Kasampaşa’daki tekkesine gittiği tespit edilmektedir.

Kasımpaşa’daki diğer Maarifi zaviyesi ise Şeyh Mehmed Maarifi’nin halifelerinden Şeyh Ali Kuzu (Ö1815) tarafından Çürüklük semtinde tesis edilmiştir.

 
Küçük bir mihrapla donatılmış ve sepet kulplu biçiminde kemerleri olan 8 adet pencere ile aydınlatılmış bulunan türbede tekkenin dört postnişini, ayrıca iki postnişin Şeyh A. Sabit Efendi’nin eşi Enise hanım (Ö.1834) kızı Şerife Hadiye Hanım ve oğlu Şeyh Seyyid Ahmed-i Sayyad (Ö.1856) gömülüdür.

Kuruluşunda mimari programının geniş tutulduğu ve tevhidhane, türbe, harem, selamlık, derviş hücreleri, mutfak vb. bölümlerden oluştuğu bilinen Maarifi Tekkesi’nin binaları 1894 depreminde hasar görmüş, bu tarihten hemen sonra onarım geçirmiştir. Tekkelerin kapatılmasından (1925) sonra son şeyhin ailesi tarafından mesken olarak kullanılmaya devam eden harem dairesi dışında kalan bölümler kaderine terkedilerek harap olmaya yüz tutmuş, 1940’tan sonra tevhidhane ve türbeden başka diğer bölümler tarihe karışmıştır. Baninin torunlarından olan Mehmed Maarifi Yalvaçtorunları 1964 civarında tevhidhane ile türbeyi tamir ettirmiş, çevre sakinlerinin yardımları ile 1976’da tekrar onarılan tevhidhane bu tarihen itibaren cami olarak kullanılmaya başlamış, son olarak da 1980’de türbe onarım geçirmiş ayrıca tevhidhaneye son cemaat yeri minare ve şadırvan eklenmiştir.

Eski İstanbul’un uzak banliyölerinden Kartal’ın güney sınırında Kartal-Pendik yolu üzerinde meskün alanların uzağında inşa edilen ve yakın zamana kadar çevresi bostanlarla kaplı olan Maarifi Tekkesi, günümüzde oldukça yoğun bir yerleşme bölgesiyle kuşatılmış bulunmaktadır. Tekkenin yerinde, daha önce, Orhan Gazi döneminin savaşçı dervişlerinden, bu semte adını vermiş olan Kartal Baba’nın makamının bulunduğu rivayet edilir. Tevhidhena arsanın batısında, Ankara Caddesi üzerinde yer almakta, bunun kuzeyinde türbe ile küçük hazire bulunmakta, ortadan kalkmış olan diğer bölümlerin ise konumları tespit edilememektedir.

 

Dikdörtgen bir alanı (10,30 x 8,80 m.) kaplayan ikik katlı tevhidhanenin duvarları moloz taş ve tuğla ile örülmüş, üzeri kırma çatı ile örtülmüştür. Aslında alaturka kiremitlerle kaplı olduğu tahmin edilebilen çatı günümüzde çinko levhalarla kaplanmıştır. Yapı, aynı zamanda ardiye olarak kullanılan bir bodrumun üzereni oturur. Tevnidhanenin planı, duvarların sınırladığı dikdörtgenin içine yerleştirilmiş 6,30 m. çapında bir daireden meydana gelmektedir. Ayinlere tahsis edilmiş olan bu yuvarlak planlı kesim, mihrap cümle kapısı ekseni üzerine ve mihraba teğet olarak yerleştirilmiştir. Çatı altında gizlenen, bağdadi sıvalı bir kubbe, iki kat yüksekliğinde bu bölümü taçlandırmakta, dikdörtgen ile dairenin arasında kalan ve ayin mekanını üç yönden (batı, doğu, kuzey) kuşatan iki katlı mahfillerin sınırında, eşit aralıklarla on ikişer adet ahşap sütun sıralanmaktadır. Her iki katta da ikisi mihrap duvarına gömülmüş bulunan bu sütunlar daire kesitli olup Dor nizamında başlıklarla donatılmıştır. Erkeklere mahsus zemin kat mahfillinin sınırında, sütunların arasında yer alan korkuluklar ile kadınlara ayrılan fevkani mahfilde aynı şekilde sütunların arasına yerleştirilen kafesler ortadan kalkmıştır. Zemin katta kuzey duvarının ekseninde sepet kulpu biçiminde bir kemere sahip olan giriş, güney duvarının ekseninde yuvarlak kemerli ve yarım daire planlı mihrap yer alır. Bu katta güney ve kuzey duvarlarında ikişer, batı ve doğu duvarlarında üçer, üst katta ise her duvarda ikişer pencere açılmış bütün bu açıklıklar sepet kulpu biçiminde kemerlerle taçlandırılmıştır. Kadınlara ait fevkani mahfilin doğu cephesine açılan bağımsız bir girişi bulunmaktadır.

Dış görünümü ile tek katlı bir meskeni andıran türbe, kâgir duvarlı ve çatılı basit bir yapıdır. Dikdörtgen planlı (7,60 x 6 m.) esas türbe mekanının kuzeyinde yine dikdörtgen planlı ( 2,75x 1,60 m.) bir giriş bölümü yer alır. Küçük bir mihrapla donatılmış ve sepet kulplu biçiminde kemerleri olan 8 adet pencere ile aydınlatılmış bulunan türbede tekkenin dört postnişini, ayrıca iki postnişin Şeyh A. Sabit Efendi’nin eşi Enise hanım (Ö.1834) kızı Şerife Hadiye Hanım ve oğlu Şeyh Seyyid Ahmed-i Sayyad (Ö.1856) gömülüdür. Türbenin hemen yanındaki küçük hazinede tekkenin bazı mensuplarına ait kabirler vardır.

Tekkenin ortadan kalkmış olan bölümlerinin, konumları gibi mimari özellikleri de tespit edilememekte, ancak padişahlardan, tekkenin zengin mensuplarından ve Evkaf  Nezaretinden gelen yardımlar sayesinde mutfağın bir imaret ölçeğinde faaliyet gösterdiği, Şeyh dairesinin, büyük taş merdivenli geniş kapısı üzerinde Asitane-i Maarifiyye  yazılı bir kitabenin bulunduğu bilinmektedir.

Ampir üslubunun özelliklerini yansıtan tevhidhane ve türbe binalarında her hangi bir süslemeye rastlanmaz. Maarifi Tekkesi’nin mimari açıdan en ilginç yönü tevhidhanede ayin alanının yuvarlak planlı olarak tasarlanması ve on iki adet sütunla kuşatılmasıdır. On iki imama bağlanan aynı sembolik düzenleme Rifai tarikatının on iki terkli (dilimli) taçında görüldüğü gibi. Bektaşiliğe ilişkin hemen her türlü tarikat eşyasında, ayrıca Merdivenköy’deki Şah Kulu Sultan Tekkesi’nde meydanevinin tasarımında da karşımıza çıkar.

Bibl. Vassaf, Sefine, V, 270; N. Tarkan, Kartal’da Kurulmuş Bir Tarikat: Ma’rifiye, İst., 1964

M. BAHA TANMAN