Evrenin sonsuzluğu şaşırtmış onu başlarda… Sonra küçüklüğünden yadigar Ay Dede’nin etkisinde kalarak en çok Dünya’dan Ay’ı izlemeyi sevmiş... Sarı olarak bildiği Güneş’i teleskopundan siyah görmek de varmış. Yıldızlar gezegenmiş meğer… kayan yıldız değil, gök taşıymış. Ay’ın gözleri çukurmuş… Kartallı bir genç olan Uzay Bilimleri ve Astronomi öğrencisi Seda Uslu ile gökyüzünde gezinirken, “Gökyüzü ile aramızda özel bir bağa mı sahibiz nedir?” diye de düşünüveriyor insan…
|
“Gökyüzünde yalnız gezen yıldızlar, yeryüzünde sizin kadar yalnızım!” şarkıları ile kişiselleştirdiğimiz yıldızlarımız; ağzı, gözü ve burnunu görerek konuştuğumuz Ay Dedemiz; aydınlık yarınları simgeleyen Güneş’imizle fizik kurallarını alt üst ederek özel bir bağ kurmuşuzdur aramızda. İşin bilimsel kısmından öte kayan yıldızlar sonucunda tutulacak daha çok dileğimiz vardır. Aslında dileğimiz ne kadar çok, bağımız ne kadar kuvvetli olursa olsun aradaki mesafeyi kaldıracak kadar ne onlar yakın olabildi bize, ne de biz onlara. Zaten zamanla ortaya konan bilimsel araştırmalar, bize işin aslını da açıklamaya başlamıştır. Göktaşlarının Ay’a çarpması sonucunda oluşmuş çukurlar; meğer ağzı, gözü ve de burnu değilmiş Ay Dede’nin. Aslında kayanların yıldız değil de, gök taşı olduğunu da bilmek açıkçası hayal kırıklığına uğratıyor insanı. Gökyüzünün derin sonsuzluğuna doğru yolculuğa çıkıyoruz bu sayımızda. Doğduğundan beri Kartal’da oturan ve İstanbul Üniversitesi Uzay Bilimleri ve Astronomi bölümü 4. sınıf öğrencisi Seda Uslu ile birlikte…
1984 İstanbul doğumlu ve doğduğundan beri Kartal’da yaşayan Seda Uslu; ilkokul ve ortaokulu Ülkü Bora İlköğretim Okulu, liseyi Burak Bora Anadolu Lisesi’nde okuduktan sonra, uzun yıllar hayalini kurduğu mesleği için adım atar ve üniversite sınavıyla birlikte İstanbul Üniversitesi Uzay Bilimleri ve Astronomi bölümünü seçer. Lisede iken bu alanda eğitim almak için yurt dışına giden arkadaşları daha da artırmış uzay ve astronomiye olan ilgisini. O dönemlerde Türkçe kaynak fazla bulamadığı için, İngilizce kaynaklardan araştırmalar yapmış; dergiler, kitaplar okumuş, televizyon programlarını takip etmiş. Birçok alternatif de belirmiş kafasında yapacağı meslek konusunda ama, bu ne matematik ne fizik ne de mühendislik olmuş. Ve sayısal alana olan yatkınlığını uzay bilimlerinde kullanmak istediğinin farkına varmış Seda Uslu. Destek de görmüş ailesinden. “Annem ve babam yadırgamadı. Sayısal bir alanda okumak istediğimi ve bilime ilgi duyduğumu biliyorlardı.” diyor ama çevresinden de gelen tepkileri anlatıyor. Komşular… Ve beraberinde gelen, “Ne iş yapacaksın bu bölümde?” gibi sorular. Bu sorular neticesinde Seda’nın kafasında beliren çalışmalar…
| |
|
|
Seda Uslu: “Kim bilir belki 10 sene sonra Kartallı bir bilim kadını olarak beni tanırsınız.”.
|
“Bilim kadını olmak istiyorum”
Uzay ve astronomi Türkiye’de yeterince gelişen bir bölüm olmasa da, Seda ortaya koyacağı projeler ve çalışmalar ile Kartallı bir genç olarak Türkiye’de başarılı bir bilim kadını olmak istediğini vurguluyor ve “Ülkemizde hep bilim adamı var. Bu kalıbı yıkmak ve bilim kadını olmayı istiyorum. Bu yüzden daha çok çalışmam gerekiyor. Bölümümü çok seviyorum ve bu alanda kendimi geliştirerek, hem yaşadığım yer Kartal’ı hem de Türkiye’yi en iyi şekilde temsil etmek istiyorum.” şeklinde konuşuyor.
Kendisini mesleğine adayan Seda’nın okulundaki ilk zamanlarına geliyoruz şimdi de. Gökyüzüne daha yakın olmak neler hissettirmişti ona acaba? “Okulda teleskop odasına girdik ve güneşi ilk kez gözleyecektik. Hayatımda o büyüklükte bir teleskop görmemiştim ve altında çalışan bir de motoru vardı. Güneşi yakından göreceğim için heyecanlanmıştım. Teleskoptan güneşi ilk gördüğümde hayal kırıklığına uğradım. Çıplak gözle gördüğünüz bir sarılığı yoktu; siyahtı. Çok daha büyük bir şey beklediğimden olsa gerek ‘Bu muydu yani!’ demiştim.” Ardından bütün gök cisimleri ile de haşır neşir oluyor insan haliyle. Öyle ki; artık teleskopla gözlemeyi en çok sevdiği cisimler bile oluyormuş. Örneğin Ay. Yüzeyi çok kuruymuş ama Seda, Ay’a bakmayı çok severmiş. Çocukluğumuzdan beri ‘Ay Dede’mizdir o aslında ve gözü, ağzı, burnu ile Ay’a daha yakın olmak heyecanlandırıyormuş Seda’yı. Ama o yüze göktaşlarının marifeti olan çukurların bilincinde olarak bakmış zamanla.
| |
|
|
Mesleğine oldukça bağlı bir genç olan Seda Uslu, okulunu bitirdikten sonra yüksek lisans yapmayı düşünüyor..
|
“Evrenin sonsuzluğu beni hâlâ çok şaşırtır”
Okula ilk başladığı yıllarda evrenin ne kadar büyük olduğu düşüncesi çok şaşırtmış Seda’yı. “Bir insanın aklının ve hayalinin alamayacağı kadar büyüktür evren. Hâlâ da düşünürüm. Çok büyük dediğimiz Güneş, diğer yıldızlara nazaran orta büyüklükte kalıyor. O kadar büyük yıldızlar var ki, bunu evrene yaydığımızda galaksiler oluşuyor. Galaksiler bir araya geldiğinde galaksi kümelerini oluşturuyor. Bir galakside de yaklaşık bir milyara yakın, galaksi kümesinde de bir trilyona yakın yıldız var. Bu rakamlar ve bu büyüklükler bir araya geldiğinde evrenin büyüklüğü beni hâlâ şaşırtır. Sonsuzluk nedir yeni yeni anlıyorum.”
Sıra projelerine geliyor. Uzay bilimlerinde okuyan bir genç olarak bu alanda projeleri var mıydı Seda’nın? “Her şey o kadar çok bulundu ki, bizim işimiz çok zor. Ben evrenin sonu üzerine düşünürdüm hep. Evrenin git gide genişlediği, genişleme hızının arttığı bulguları elde edildi geçen sene.” şeklinde konuşan Seda aynı zamanda arkadaşı ile birlikte hazırladığı tezinde ayrık çift yıldızların uzaklık tayininde projeler sunarak yeni yöntemler bulmuş. Tam bu sırada kendisine dünya genelinde önemli gelen buluşları da sormamak olmazdı. “Einstein ışığın dalgalar halinde değil de, noktalar halinde yayıldığını bulmuştur. Baktığınız zaman hiçbir işe yaramaz gibi görünebilir ama bu kuram üzerine quantum fiziği oluşturuldu. Bununla birlikte gök cisimlerinin birbirleriyle etkileşimi ve daha birçok konu açıklandı. En ufak bir bilgi domino etkisi yapabilir.” şeklinde yanıtlıyor sorumuzu.
Çoğumuzun aklında yer eden yargılara da değinmeden geçemiyor Seda. Gökyüzünde yıldızlar net görülmeye başladığı zaman ‘Acaba deprem mi olacak?’ korkuları belirir çoğu insanın zihninde. Yıldızların görünebilirliği ile deprem arasında kanıtlanmış bir bağın olmadığını belirten Seda; “Deprem olduğu zaman gökyüzündeki yıldızların her zamankinden fazla olduğu söylenir. Aslında o yıldızlar her zamanki parlaklığıyla hep oradaydılar. Farklı kılan tek şey ise yaşanan elektrik kesintileri dolayısıyla yıldızların netliğini fark edebilmemiz. Yıldızların sahip oldukları ışıklar aslında çok küçüktür ve karanlık ortamlarda daha yakın görünür.” diyor. Sorulduğu takdirde şöyle açıklamalar da yapıyormuş. ‘Kayan yıldızlar değil, göktaşı!’ ‘İzlediğiniz yıldızlar aslında birer gezegen!’ dediği anda istemeden de olsa hayal kırıklığı yaşıyormuş çevresindekiler. Kendisine en garip gelen şeylerden biri de Dünya’dan Ay’ın sadece bir yüzünün görünebilir olmasıymış.
| |
|
Çevresini ne kadar bilgilendirmeye çalışıyorsa da çoğu zaman okuduğu bölümün sadece uzay bilimleri kısmını söylüyormuş Seda. Nedeni ise Astronomi sözünü duyan herkesin kendisinin fal bakmayı bildiğini, burçlardan çok iyi anladığını zannetmesiymiş. Bu konuda kendisinden bilgi almak isteyenler, soru soranlar oluyormuş. Seda bu konu üzerine şunları söylüyor: “Burçlar gerçekten var mı? Yıldızların ya da gezegenlerin insanlar üzerinde etkisi var mı? diye merak edip araştırmıştım. Ama çok az etkili olduğunu öğrendim. Ay tutulmalarında, Ay’ın Dünya üzerinde gelgit etkisi vardır. İnsanlar üzerinde biraz gerginlik oluşmasına neden olabiliyor. Ama burçların bilimsel bir yanı yok ve burçları oluşturacak kadar karakteristik özellikler taşıdıklarını düşünmüyorum.”
Mesleğine oldukça bağlı bir genç olan Seda Uslu, okulunu bitirdikten sonra yüksek lisans yapmayı düşünüyor. Ya uçak mühendisliği ya da uzay mühendisliğini düşünen Seda’ya ‘Sen de ileride Ay’a çıkarsın artık.’ diyoruz ve kendisinden; “Artık Ay’ın modası geçti. İnşallah başka bir yere çıkarız.” cevabını alıyoruz.
“Başkanımız Dağlar’a teşekkür ediyorum.”
Kendisine son yıllarda Kartal Belediyesi tarafından kültür sanat, eğitim, spor gibi birçok alanda gerçekleştirilen etkinlikleri nasıl değerlendirdiğini soruyorum. Son üç yıl içerisinde Kartal’daki kültürel değişimin içerden ve dışardan çok net fark edildiğini belirten Seda, sadece kültür sanat alanında değil, eğitim sektörüne yönelik atılımları da oldukça başarılı bulduğunu söylüyor. KARTALİTE Projesi’ni bir şemsiye proje olarak çok beğendiğinin altını çizen Seda; “Bu proje içinde Kartal’da düzenlenen sosyal sorumluluk kampanyalarını ve eğitime yönelik atılımları da biliyorum. İlçemizi her alanda yükselten Belediye Başkanımız Arif Dağlar’a teşekkürlerimi iletiyorum.” dedi. Seda Uslu röportajımızı hayalini taşıyan şu cümleyle tamamladı: “Kim bilir belki 10 sene sonra Kartallı bir bilim kadını olarak beni tanırsınız.”
Didem KOCA
|