|
A-) Çocuğumu Nasıl Motive Ederim?
Aile; farkında olarak ya da olmayarak, gencin motivasyon düzeyini etkiler. Bu etkileme olumlu yönde olabildiği gibi bazen de olumsuz yönde olabilir. Tabi ki hiçbir anne ve baba, bu kadar önemli bir dönemde çocuğunun motivasyonunu olumsuz etkilemek istemez. Ancak gencin iyiliği adına yapılan bazı davranışlar ya da söylenen bazı sözler, onu olumsuz etkileyebilir. Gencin motivasyonunu düşürüp, kaygı düzeyini yükseltebilir. Bu da gencin kaygılı, mutsuz ve verimsiz bir hazırlık dönemi geçirmesine neden olur. Her anne ve baba çocuğunun başarısının artmasında kendi payına düşeni en iyi şekilde yerine getirmek ister. Motivasyonun sağlanmasında ailenin olumlu rol oynayabilmesinin ilk şartı, genci anlamaktır. Bunun olabilmesinin yolu da aile içinde olumlu bir iletişim ortamı kurulmasıyla olur. Olumlu bir iletişim ortamının olduğu ailelerde, aile üyeleri birbirini tanır (zayıf ve güçlü yönleriyle), olduğu gibi kabul eder, hiçbir koşula bağlı olmaksızın sever ve birbirine güvenir. Böyle bir ortamda yetişen genç; sevildiğini, kendisine güven duyulduğunu, anlaşıldığını bilir. Bu da ona güç verir. Yeterince gerçekçi ve net bir hedef olmadan, bu hedef birey tarafından her şeyden çok istenilmeden ve hedefe ulaşılacağına dair bir inanç, özgüven olmadan motivasyon gerçekleşmez. Gencin başarıya ulaşmasında bu faktörlerin etkisi büyüktür.
B-) Başarının Duygusal Şartları
Üniversite sınavına hazırlanan öğrencinin en önemli problemlerinden biri de gerektiği kadar ders çalışamamasıdır. Öğrenciler çoğu kez ders çalışmaya başlayamadıklarından veya ders çalışmayı alışkanlık haline getiremediklerinden yakınırlar. Bu problem çoğu kez genç ile ailesi arasında en önemli sorundur.
Motivasyon, bireyin bir ihtiyacı sonucunda bu ihtiyacı gidermek için harekete geçmesi olarak tanımlanabilir. Bu ihtiyaçlar fizyolojik, psikolojik veya sosyal ihtiyaçlar olabilir. İhtiyaç, bireyde belli bir enerji oluşturur ve bireyi harekete geçirir, böylece davranış ortaya çıkar. Bu durumda motivasyon ile ilgili iki ayrı durumdan söz etmek gerekir. Öğrencinin var olan motivasyonunu yok etmemek ve mevcut motivasyonu yükseltip ders çalışmayı sağlamak.
Bu bölümde bu iki problemin çözümü için pratik bazı öneriler sıralanacaktır.
1.Var olan isteği yok etmeyin
Üniversite sınavına hazırlanan her öğrencide doğal bir motivasyon kendiliğinden oluşur. Ancak bu motivasyon ebeveynin bazı tavırlarından olumsuz etkilenerek azalabilir. Ailenin motivasyonu azaltıcı şu davranışlardan kaçınması gerekir:
-Gencin başarısını başkaları ile kıyaslamayın
Öğrenciyi sürekli başkaları ile kıyaslamak, başkalarının başarılarına göre değerlendirmek, hedef olarak sürekli çevresindeki diğer insanların başarılarını göstermek gençte değer sorunu oluşturabilir. Anne-babanın gözünde değerli olmanın ölçüsü olarak genç, çevresindekilerden daha üstün olması gerekiyormuş gibi bir düşünce içine girebilir. Bu durumda öğrencinin özgüveni azalır. Küçük problemler bile gözünde, aşılmaz engeller olarak görülmeye başlar ve çalışma isteği azalır.
-Gereğinden fazla “çalış” uyarısında bulunmayın
Motivasyon öncelikle isteme ve istediğine ulaşmaya dair kendine güven meselesidir. Öğrencinin kendine olan güvenini sarsıcı yaklaşımlardan kaçınılmalıdır. “Az çalıştığı, herkesin ondan daha çok çalıştığı, bu kadar çalışmayla kazanamayacağı” şeklindeki sözler gencin kendine olan güvenini ve inancını kırar.
Öğrenciye ölçülü bir şekilde yapılacak çalışma uyarısının elbetteki motive edici bir yönü vardır ve zaman zaman bu uyarı yapılmalıdır. Ancak, öğrencinin anne ve babası ile her iletişiminde işittiği ilk sözün “Ders çalıştın mı?” olması öğrencide, hem derse hem de ebeveyne karşı tepki oluşturur.
-Çok yüksek hedef göstermeyin
Gence ulaşamayacağı hedefler göstermek, ancak o hedefe varıldığında başarılı sayılacağını vurgulamak, motivasyonu kırar. Örneğin, “İstanbul’da bir üniversite kazanamadıktan sonra üniversite kazanmanın ne önemi var” gibi bir yaklaşım, seviyesinin buna ulaşmada yetersiz kalacağını düşünen bir öğrenci için ders çalışma isteğini kırıcı bir tavır olacaktır.
-Üniversite kazanamamayı felaket olarak sunmayın
Üniversiteyi kazanma ve geçerli bir diploma sahibi olma günümüz Türkiye’sinde çok önemlidir. Ancak, hayatta başarılı olmanın tek yolunun üniversiteden geçtiğinin söylenmesi ve bunun sürekli vurgulanması öğrencide hem kaygıya hem de ders çalışmaktan uzaklaşmaya neden olacaktır.
2.Hedef gösterin
Motivasyonun en temel öğesi ulaşılmak istenen hedefin belirlenmesidir. Bir hedef veya amaç yoksa öğrencinin ders çalışması da beklenemez. Hem kısa vadede hem uzun vadede belirlenen hedefler öğrenciyi ders çalışmaya yönlendirir. Öğrencinin böyle bir hedefi yoksa aile, okul veya dershane rehber öğretmeni ile diyaloga geçerek öğrenciye yardım etmelidir. Bununla birlikte yıl boyunca deneme ve tekrar sınavlarında da öğrencinin seviyesine uygun ve ulaşılabilir hedefler konmalıdır. Örneğin; her deneme sınavında bir önceki denemeye göre daha yüksek bir puan belirlenmeli ve öğrencinin önüne somut olarak hedefler konmalıdır. Böylelikle belirsizlikten kurtulacak olan öğrenci için ulaşılmaya değer bir hedef motive edici olacaktır.
3.Olumlu teşvikte bulunun
Çoğu zaman anne-baba öğrencinin daha çok çalışması için olumlu yönleri yerine eksik ve olumsuz yanlarını ön plana çıkarır. Bir öğrencinin eksiklerini bilmesi tabii ki onun çalışmasını yönlendirmede etkili olacaktır. Ancak sürekli bardağın boş kısmının gösterilmesi, dolu kısmından bahsedilmemesi de yanlıştır. Öğrenciye sınavlarda ve derslerde eksiklerini hatırlatmakla birlikte olumlu yönleri de belirtilmeli hatta bunlar daha çok vurgulanmalıdır. Böylece öğrenci onurlandırılarak gençte eksiklerini gidermeye yönelik istek oluşturulur.
4.Kısa vadeli ödüllendirme yapın
Üniversiteye hazırlık uzun soluklu bir yarıştır. Sonunda genç için çok güzel bir geleceğe kapı açılacak olsa da bu uzun yarışta genç zaman zaman sıkılıp umutsuzluğa düşebilir. Ara sıra gencin çalışmalarının sonucu olarak somut bazı ödüller alması, gencin ders çalışmasını teşvik edici olacaktır. Örneğin; bazı deneme sınavlarının sonunda öğrenci istenilen hedefe ulaşırsa ona istediği bir şeyi ödül olarak vermek motive edici olacaktır.
5.Uzun vadeli ödüllendirme yapın
Sınav sonucunda kazanılacak olan üniversite öğrenci için aslında en büyük ödül olacaktır. Bununla beraber sene içinde öğrencinin bunaldığı veya ders çalışma isteğinin azaldığı zamanlarda onu motive edecek, düşündüğü veya hayal kurduğunda onu tekrar canlandıracak bir ödülün vaat edilmesi onu ders çalışmaya yönlendirecektir.
6.Takipte olun
Motivasyon konusunda bütün sayılanların olabilmesi için anne-babanın öğrencinin yaptıklarının ve durumunun farkında olması gerekmektedir. 2 veya 3 haftada bir dershaneye veya okula yapılacak ziyaretler, sınıf danışmanından bilgi alma, dershane programı hakkında bilgi sahibi olma öğrenciyi sıkmadan uzaktan denetimi sağlayacak ve motive edici olacaktır. Bu kontrol kesinlikle katı disiplin kuralları içermemeli, karşılıklı sevgi ve saygıya dayanmalı, hem genci hem de ebeveyni üzecek hale gelmemelidir.
İbrahim ÜNLÜTÜRK – KARTAL FEM DERSHANESİ Rehberlik Servisi
|