YIL: 2 SAYI: 17 ARALIK 2006

DUYURULAR

İnsan merkezli hayat, aile merkezli toplum
y y

İnsan merkezli hayat, aile merkezli toplum



İnsan merkezli hayat, aile merkezli toplum anlayışını benimseyerek yola çıkan, aile içi iletişim ve evlilik konusunda bir çok insanın umudu haline gelen Saliha Erdim ve eşi Zekeriya Erdim, kurdukları danışmanlık ve eğitim şirketi ile aile kavramına farklı bir boyut kazandırıyorlar.

Uzun yıllar boyunca aile iletişimi, çocuk eğitimi ve evlilik üzerine eğitimler alan, aldıkları eğitim doğrultusunda da seminer, konferans ve programlar düzenleyen, kendilerinin de deyimiyle bunu gönül işi olarak yaptıklarını belirten Saliha ve Zekeriya Erdim çifti, kurdukları Yeryüzü Eğitim ve Danışmanlık Merkezi’nde aile içi iletişimdeki sorunlar üzerine eğiliyorlar. Uzun bir eğitim geçmişine sahip olan çift; konferanslar, seminerler ve televizyon programları derken şimdi de danışmanlık hizmeti veriyorlar. Bu merkezde kadın, erkek, anne, baba, çocuk, genç, yetişkin olmak üzere insanoğlunun hayattaki bütün evreleri ele alınıyor; evde, okulda ve en önemlisi hayatta başarının sırları katılımcılarla paylaşılıyor.

“Evlenmek isteyenler, aile içi sorunları ve iletişim bozukluğu olanlar, bize yöneliyorlardı ve bu konuda o kadar çok insan geldi ki, biz de bu alanda kurumsallaşma ihtiyacı duyduk ve bunu profesyonel iş haline getirdik.’ diyor Saliha Hanım. Erdim çiftinin çalışmaları arasında bir de “evlilik kulübü” var. Bu kulüpte evlilik öncesi ve sonrası eğitim verilmesinin yanı sıra, evlenmek için eş arayanlara da yardımcı olunuyor. Bunun için de evlenmek için gelen bayanların ve erkeklerin sosyal, kültürel, ekonomik, psikolojik yönlerini yansıtan bir form dolduruluyor ve bu formlar doğrultusunda bir değerlendirme yapılıyor. Sonuçta; kişiler arasında uygun olabilecek eş adayları belirleniyor. Ve bu konuda şunları dile getiriyor Saliha Erdim; “Biz yorum yapmıyoruz, fotoğraf çekiyoruz. Yapılan çekimler sonucunda ise kadrajda iki kişinin kaldığını görüyoruz.”

İnsanlık kuşunun iki kanadı…
Konu evlilikten açılmışken biraz da eşler arasında yaşanan sorunlara değiniyoruz. Neden evliliklerindeki sorunları bir süre görmezden gelerek, düzelir umuduyla yaşıyor bireyler? Duygular mı bazı sorunları görünmez kılıyor? diye soruyoruz, Saliha Erdim şöyle cevaplıyor: “Evliliklerdeki anlaşmazlıkları kişilerin aklını kullanamamalarına bağlıyorum. Düşünün rahatsızsınız; başınız ağrıyor, ateşiniz var ve vücudunuzda giderek yayılıyor o hastalık. Siz hâlâ düzelir diyorsanız ya da sürekli olarak yanlış ilaç kullanıyorsanız, bu durum içinden çıkılmaz bir hal alır. ‘Sorunlar düzelir; seviyorum, katlanırım’ düşüncesi hakim çoğu zaman eşlerde ama katlanmanın da dozu var. Çözüm iş işten geçtikten sonra bulunmamalı. Sorunlarınızı fark etmelisiniz. Akıl büyük nimettir insanoğlu için, bilgi ile birleşerek doğruyu ve yanlışı birbirinden ayıran bir mihenk taşıdır adeta fakat çoğu zaman devre dışı kalır.” Zekeriya Bey bu konuda iki temel sorunla karşılaştıklarını söylüyor; “Birincisi; kelimelerin, kavramların içi boşaltılmış adeta. Tarifler ve tanımlar eksik. Kadın, erkek, anne, baba, çocuk, aile ne demek? Sevgi ne demek? İlgi duymak mı sadece, yoksa sevdiğiniz için zahmetleri göze almak mı? Bu kavramlar tam anlamıyla yerine oturmamış. İkinci sorun ise, meslek hayatına hazırlanıldığı gibi aile hayatına hazırlanılmıyor. Meslek hayatına bir sürü yatırım yapan insanlar, aile hayatı ve içindeki rolleri için yeterince hazırlanmıyorlar. Rehberlik, danışmanlık hizmetlerinden mahrum kalıyorlar.”

 
AK Parti Üsküdar İlçe Başkanı ve eşi Saliha Erdim sorularımızı yanıtladı

Sohbetimiz sırasında Erdim çifti kadın ve erkeğe bakışlarını farklı bir sözle de ifade ediyorlar; “Kadın ile erkek hayat ufkunda uçan insanlık kuşunun iki kanadı gibidir. Hedeflere ulaşabilmek için kuşun iki kanadının hem birlikte hem de uyum içinde çalışması gerekmektedir.” Tüm bunlara ilave olarak Saliha ve Zekeriya Erdim çiftinin bir de önerisi var; “Nikah törenlerinde, evlilik eğitimi almış çiftlere sertifika, bu eğitimleri alamayanlara ise evlilik rehberi verilmeli.”

Evlilik öncesi ve sonrasında eğitim almamaktan kaynaklanan problemlerin en önemlisinin aile içi şiddet oluştuğunu dile getiriyoruz. Konu erkeklerin bayanlara uyguladığı şiddet olunca ilk sözü Zekeriya Bey alıyor; “Aile içinde hanımlar şiddet mağduru ve onları mağdur eden erkekler. İşte yine aynı sorun; tariflerde arıza var, erkek-kadın-eş anlayışı arızalı, bir erkeğin hanımını ne olarak gördüğü, kadının ailedeki yerinin ne olduğu ya da toplumun kız ve erkek evlada bakışı. Bir hassasiyet varsa hem kadın hem de erkek için aynı olmalı.” Saliha Hanım da aile içi şiddetin doğru yaklaşımlarla azalacağını düşünüyor; “İnsanlar birbirlerine küçük düşürücü, alay edici, kırıcı ve yıkıcı şekilde davrandıklarında olmayan şiddet ortaya çıkabilir. Bunu önlemek için her iki taraf da birbirini alttan almalı, biri sinirliyken diğeri onun siniri geçince konuşmalı ve tartışma esnasında birbirlerine sürekli olarak cevap vermemeli.”

“O bensiz cennete gitmez”
Zaman zaman soruluyormuş Erdim çiftine, ‘Evde kimin sözü geçer?’ diye, Saliha Hanım hemen cevap verirmiş: “Ben Zekeriya Bey’in önüne geçecek kadar akılsız değilim ve her zaman onun bir adım arkasından gitmeyi tercih ederim.” Bunun ilk bakışta mağdur olmak gibi algılanacağını söyleyen Saliha Hanım, “Aslında bu birbirimize olan saygımızdan kaynaklanıyor.” ifadesiyle bu konuya açıklık getiriyor. “Cennette bir kişilik yer kalsa ve ikimizden birini alacak olsalar, ‘Beni değil Saliha Hanım’ı alın’ derim ve arkasından da ilave ederim; ‘O bensiz cennete gitmez.’” diyen Zekeriya Bey de, birbirlerine olan sevgi ve güvenlerini kanıtlamış oluyor. İşte bu noktada aile hayatında ‘ben’ci duygunun değil, ‘biz’ci duygunun olması gerektiğini, aile ortamında; yardımda, iyilikte, ikramda yarışılması gerektiğini belirtiyor Erdim çifti.

Sohbetimizin sonunda Saliha ve Zekeriya Erdim “Her kapının bir kilidi, her kilidin bir anahtarı var. İnsanın da hayatında bir sürü kapısı, kilitleri ve anahtarlarları var; anahtarları bulamadıkları zaman kapıyı tekmeliyorlar, duvara balyozla vuruyorlar ve iletişim arızalığı yaşanıyor. Tanımak ve bilmek anahtarları bulmak ve kırmadan iletişim kurmaktır.” diyerek aile içi iletişimin inceliklerini de Kartal Kentim okuyucularıyla paylaşmayı unutmuyorlar.

Didem KOCA
Kentim
YAZI - YORUM
Denizi olmayan kent – 2
Fatih Poyraz
Adam nerede adamdır?
Senai Demirci
Çocukların duygusal eğitimi ve sosyal hayatımızdaki etkileri
F.Teymur Artır
Hayata karanlıklardan atılan tek yumruk
Oğuz Saygın
Kavga ve şiddet en büyük felaket
Büşra Bulu