YIL: 2 SAYI: 17 ARALIK 2006

DUYURULAR

Kınalı Kuzular
y y

Kınalı Kuzular



Çanakkale'de yazılan kahramanlık destanımız yürekleri sızlatıyor...

Japon eğitim sistemine ilgi duyan Türk hükümeti, inceleme yapmak üzere pedagoglardan oluşan bir Japon heyetini Türkiye'ye davet eder. Bu heyet ülkemizin çok değişik yerlerinde incelemeler yapar. Tüm bu çalışmaların sonuçlarını sunmak üzere Milli Eğitim Bakanı ile birlikte, Başbakanı ziyaret ederler. Japon heyetinin tespiti kısa ve kesindir: "Sizin gençlerinizde milli bilinç yok!"

Bu sonuç, Türk yetkililer üzerinde şok etkisi yapar. Biraz şaşkınlık, biraz da hayret içinde sorarlar: "Peki siz Japonlar, gençlerinize milli bilinç verme adına ne yaparsınız? Hangi programı, nasıl uygularsınız?" Bunun üzerine Japonlar oldukça ilginç ve bir o kadar da düşündürücü şu cevabı verirler:

"Biz sizden aldığımız 'Amin Alayı' (Osmanlılarda çocuğun yaşı 4 yıl, 4 ay, 4 gün olunca eğitime başlanması töreni) ile eğitime giriş yaparız ve eğitime şok testler uygulayarak başlarız. Bu çocukları uçak kadar hızlı giden trenlere bindiririz. Çok katlı yollardan geçiririz. En üstün teknolojiyle ve robotlarla çalışan dev fabrikalarımızı gezdiririz. Bu baş döndürücü teknoloji karşısında sarsılan ve şok olan çocuklarımıza deriz ki: Gördüğünüz bu hızlı trenleri ve üstün teknolojiyi sizin atalarınız yaptı. Eğer siz daha çok çalışırsanız, daha hızlı giden ulaşım araçları yapar, daha üstün teknoloji meydana getirir, daha gelişmiş ve modern fabrikalar kurarsınız.'

 

M.Akif Ersoy

Âsım'ın nesli... Diyordum ya... Nesilmiş gerçek:
İşte çiğnetmedi nâmûsunu, çiğnetmeyecek.

Şühedâ gövdesi, baksana, dağlar, taşlar...
O, rükû olmasa dünyâda eğilmez başlar,

Vurulup tertemiz alnından uzanmış yatıyor;
Bir hilal uğruna, yâ Rab, ne Güneşler batıyor!

Ey, bu topraklar için toprağa düşmüş, asker!..
Gökten ecdâd inerek öpse o pâk alnı değer.

Ne büyüksün ki kanın kurtarıyor Tevhîd'i...
Bedr'in arslanları ancak, bu kadar şanlı idi...

Sana dar gelmeyecek makberi kimler kazsın?
"Gömelim gel seni târîhe!" desem, sığmazsın.

Ey şehîd oğlu, şehîd isteme benden makber,
Sana âğûşunu açmış duruyor Peygamber.

Mehmet Akif ERSOY
(Çanakkale Şehidleri’nden

Daha sonra bu çocukları Hiroşima ve Nagazaki'ye götürüp gezdiririz. II.Dünya Savaşı'nda atom bombasıyla yerle bir edilen bu bölgeleri biz, gelecek nesillere ibret olsun diye aynen koruruz. Atom bombasıyla hiçbir canlının ve bitkinin yaşayamaz hale geldiği bu yerleri çocuklarımız büyük bir dikkatle ve hayretle seyrederler. Gördükleri onların taze hafızalarında hiçbir zaman silinmeyecek derin izler bırakır. Ve yine deriz ki:

'Eğer siz çalışmazsanız, vatanınızı korumaz, milletinizi sevmezseniz, birlik ve dirlik içinde olmazsanız; işte böyle düşmanlar sizin ülkenizi yine bombalar, yakar, yıkar ve yaşanmaz hale getirir. Ama çalışırsanız, güçlü olursanız düşmanlar size saldırmaya cesaret edemezler. Vatanınız yücelir, milletiniz yükselir. Dünyadaki bütün insanlar size saygı duyarlar. Artık çalışmak ve çalışmamak konusunda kararınızı siz verin…'

Bu ikinci şokla çocuklarımız kendilerine gelerek iyi ve çalışkan bir Japon olmaya doğru ilk adımı atarlar. Böylece milli bilinci de kazanmış olurlar."
 
Tam bu sırada orada bulunan yetkililerden biri: "İyi de bizim Hiroşima ve Nagazaki'miz yok ki" der ve bunun üzerine şu cevabı alır: "Sizin binlerce Hiroşima ve Nagazaki gibi değerleriniz var. Bizimkilerden çok daha etkili tarihi bölgeleriniz var. I. Dünya Savaşı içinde meydana gelen ve bir metrekareye 6 bin merminin düştüğü, 250 bin gencinizin vatanı için can verdiği Çanakkale Zaferi'nin kazanıldığı bölgeler; çocuklarınız ve gençlerinizin şok olması için yeter de artar bile…

Dünyanın en gelişmiş ve en güçlü ordularına karşı Türkler, olmazı olduruyor ve bütün dünyayı hayretler içinde bırakan bir zafer kazanıyorlar. İnancın, azmin ve iradenin, tekniği yendiğini ispatlıyorlar. Bütün dünyaya meydan okuyorlar. İşte sadece bu olay, bu bölge ve bu zafer dahi gençlerinizin milli bilinç kazanmalarına yetecek niteliktedir. Bu sebeple gençlerinizi gruplar halinde Çanakkale'ye götürüp gezdirmelisiniz. Her Türk genci, Çanakkale Savaşları'nın olduğu bölgeyi mutlaka gezerek görmeli ve öğrenmelidir. Daha sonra onlara demelisiniz ki: 'Sizler birlik ve beraberlik içinde çalışmazsanız, güçlü ve kuvvetli olmazsanız, düşmanlar yine Çanakkale'ye gelirler, ülkenizi işgal eder ve öz yurdunuzda hür yaşamayı size çok görürler…'"

Çanakkale'yi 70 milyona getirmek
İşte bu kıssadan hisse çıkaran Türkiye Radyo Televizyon Kurumu, "70 milyonu Çanakkale'ye götüremiyorsak, Çanakkale'yi 70 milyona getirebiliriz" düşüncesiyle "Kınalı Kuzular"
adlı yapımı ekrana taşıyor. Bu aydan itibaren TRT izleyicisiyle buluşacak olan dizi, sadece gençlerimizin değil, tüm ulusumuzun üzerinde bu etkiyi gerçekleştirmek amacıyla hazırlandı.
 
Vatan ve millet sevgisini, istersek her zorluğun üstesinden gelebileceğimiz inancı ve fikrini 70 milyona ulaştırma hedefiyle yola çıkan bu yapım, aynı siperde kucak kucağa can veren Türk'ün, Kürt'ün, Laz'ın, Çerkez'in, Boşnak'ın, Arap'ın hikayesi… Alevi’nin, Sünni’nin, Hıristiyan’ın, Musevi’nin hikayesi…

Cahilinden alimine, demircisinden mühendisine, marangozundan hekimine bir milletin hikayesi... Mustafa Kemal Atatürk gibi eşsiz bir kahramanı yaratan tarihin hikayesi...
 
Çekimleri İstanbul, Yalova ve Bursa-Cumalıkazık'da devam eden "Kınalı Kuzular" Ahmet Yenilmez (Yapımcı), Tunç Davut (Yönetmen), Ercan Akın, Erkan Akın, Deniz Bilgen (Senaryo), Ömer Erbil (Konsept Danışmanı), Engin Saygılı (Görüntü Yönetmeni), İlker Berke (Görüntü Yönetmeni - I. Bölüm), Süha Kapkı (Kameraman), Bünyamin Ersöz (Genel Koordinatör), Seçkin Savaş (Işık şefi), Müşerref Zeren (Sanat Yönetmeni), Ömer Faruk Kangal'ın (Kurgu Yönetmeni) imzasını taşırken, dizinin oyuncu kadrosu, her bölümde değişiyor.

Öyküler
"Kınalı Kuzular" adlı dizi, kendi içinde başlayıp biten 70'er dakikalık televizyon filmlerinden oluşuyor. İlk 13 bölüm Çanakkale Savaşı'nda şehit olan 13 askerin mektubuna dayanılarak senaryolaştırıldı. Öykülerin hepsi yaşanmış hikayelerden oluşturuldu. Dizinin ikinci 13 bölümünde Kurtuluş Savaşı, Kuvayı Milliye hareketi anlatılıyor. Üçüncü 13 bölümde ise Anadolu destanlarından yararlanılıyor.

Sanem ATAMAN

Kentim
YAZI - YORUM
Denizi olmayan kent – 2
Fatih Poyraz
Adam nerede adamdır?
Senai Demirci
Çocukların duygusal eğitimi ve sosyal hayatımızdaki etkileri
F.Teymur Artır
Hayata karanlıklardan atılan tek yumruk
Oğuz Saygın
Kavga ve şiddet en büyük felaket
Büşra Bulu