YIL: 4 SAYI: 40 / KASIM 2008                           

DUYURULAR


Şükür kavuşturana

“Mümin sıkıştırılmış şeker gibidir, deryayı tatlandıracak güce sahiptir.”
                                                                                                         Necip Fazıl Kısakürek

Mübarek Ramazan bu yıl da bütün ihtişamıyla başladı. Sene boyunca maddi ve manevi kirlerle doldurduğumuz bedenimizi ve ruhumuzu arındırma zamanı geldi. Evveli rahmet, ortası mağfiret ve sonu da ateşten azat olan Ramazan-ı Şerif, her Müslüman’ın kendi manevi dünyasını nurlandırmasına vesile olacaktır inşallah.

Bu ayda kültürümüzün de getirdikleriyle adeta Ramazanlaşıyoruz. Geçmişten günümüze yaşattığımız değerlerin güzelliği, çekiciliği ve göz kamaştırıcılığı bizi bugünün şartlarına uygun şekilde Ramazanla bütünleşmeye itiyor. Mahyalar, iftar çadırları, muhtaçlara yardım yarışları, cemaatle dolup taşan camiler, kubbelerden yükselen Itri besteli tekbir ve tespih sesleri, sahur manileri ve davulu içimizdeki coşkunun artmasını sağlıyor.

Bu mübarek ay boyunca tutulan oruç; yemek vakitlerini belirleme, israftan ve mideyi tıka-basa doldurmaktan kaçınma, hem beden hem de ruh sağlığına zarar veren şeylerden uzak durma ve aynı zamanda mutlaka helal dairesinde kalarak harama el uzatmama hususlarında alıştırma yaptırır. Oruç tutan bir mümin, hem Allah’la (C.C) hem de halkla olan münasebetinde hep vefa, sadakat ve samimiyet içinde olur. O, sadece belli vakitler ibadet eden insan olmakla yetinmeyip, bütün gününü kulluk hissiyle değerlendirir, her an ibadet ediyormuş gibi yaşar.

Ramazan ayının taçlarından biri oruç tutmak ise, bir diğer tacı da Kur’an okumak ve dinlemektir. Müminler bu ayın başından itibaren camilerde toplanarak Resûlullah’ın (S.A.V.) Cebrail (A.S.) ile okuyuşunu hatırlatan mukabeleleri dinler.

Peygamberimiz Hz. Muhammed (S.A.V.) “Her kim inanarak ve karşılığını Allah (C.C.)’tan bekleyerek Ramazanı ihya ederse geçmiş günahları bağışlanır.” demiştir. Bu kutlu günler, öze dönme günleridir. Bu sebeple, günahlarla kirlenmiş bedenimizi temizleyip, özümüze dönme adına tövbe ve istiğfarda bulunmalıyız. Nasıl ki evimizi Ramazana hazırlarken temizliyoruz, aynen bunun gibi özellikle gönül evimizi temizlemeliyiz. Bunun yolu da günahlarımızın affı adına tövbeleri kabul eden, bağışlaması sonsuz rabbimize yana yakıla tövbe etmekten geçiyor.

Rabbimiz “Dua edin, kabul edeyim.” ayetiyle bizi dua etmeye teşvik ederek, maddi-manevi her yönden oldukça bunaldığımız şu günlerde kendisine el açıp yakaranları huzurundan boş çevirmeyecektir.

Hâsılı, on bir ayın sultanı Ramazanda haramlardan ve çirkin işlerden sakınmak, imkânlar nispetinde çokça hayır ve hasenatta bulunmak, oruçlu bir kimseye iftar ettirmek Peygamber Efendimizin (S.A.V.) tavsiye ettiği belli başlı işlerdir. Ramazan, müminlere fazilet ve olgunluk kazandırabilecek ilahi bir rahmet mevsimidir. Oruçlu iken ağza bir şey girmemeye dikkat edildiği gibi ağızdan çıkan sözlere de dikkat edilmelidir. Dedikodu ve kırıcı sözlerden son derece sakınmalı ve orucun faziletini azaltmamalıdır. Bu Ramazanı sanki son kez yaşıyormuş gibi her türlü bereketinden istifade etmeye gayret göstermeliyiz.

Orucun faydaları nelerdir ya da neden oruç tutarız?
Orucun sayılamayacak kadar çok faydası vardır. Peygamberimizin “Oruç tutun, sıhhat bulursunuz.” sözünde de işaret ettiği gibi oruç bir perhizdir. Vücutta depolanan zararlı yağların erimesine katkıda bulunur. 11 ay boyunca devamlı çalışan vücudumuz bu ayda dinlenmiş olur.

İnsan oruç tutup aç kalınca fakirlerin, istediği zaman istediğini yiyemeyenlerin halini daha iyi anlar ve bu konuda daha fazla yardım yapma hissi uyanır kendisinde.

Oruç, günahlara karşı bir kalkandır. Bedeni arzulara karşı koyma kabiliyetini geliştirir. İnsan oruçlu olduğu anlarda her türlü negatif isteklere engel olmaya güç yetirdiği gibi, kazandığı bu dirençle oruçlu olmadığı zamanlarda da bu tür meyillere engel olma kabiliyeti kazanır.

Oruç kıyamet günü oruçlu için şefaat edecek ve Cenab-ı Hakka niyazda bulunarak “Ya Rabbi! Ben onu gündüzleri yiyip içmekten ve zevklerinden alıkoydum, bunun için onun hakkındaki şefaatimi kabul buyur.” diyecektir.

Orucun bunlar gibi veya bizim şu anda bilemediğimiz pek çok faydası vardır. Ancak biz hiçbir zaman orucu bu faydaları için tutmayız. Çünkü dinde Allah’ın emretmesi ve yasaklaması önemlidir, hikmetler değil. Müslümanlar olarak biz sadece “Rabbimiz emrettiği için” ibadetleri yerine getirir ve orucumuzu tutarız. Oruçtan men edildiğimiz günleri de bayram olarak kutlarız.

İlmihal
 

Oruca niyet şart mıdır?
Oruçtaki amaç, maksat Allah’ın rızası için olmalıdır. Oruca niyet etmeden aç kalan kişinin hali, hastalığından dolayı rejim yapanın hali gibidir. Onun için oruca niyet şarttır. Niyetin dil veya kalben olması yeterlidir. Hangi oruca niyet edildiğini kalpten geçirmek, düşünmek, karar vermek niyet demektir.

Oruçla kimler yükümlüdür, kimler değildir?
Müslüman, ergenlik çağına girmiş, akıllı olanlar yükümlüdür. Ramazanda hasta olan iyileştiğinde, yolcu olan da yolculuk hali bittiğinde, tutamadıkları oruçları kaza ederler.

Oruç tutmaktan aciz olan yaşlı insanların oruç tutması istenmemiş, bunun yerine tutamadıkları her oruç yerine bir yoksulu doyuracak kadar fidye vermeleri uygun görülmüştür.

Kadınlar özel hallerinde (hayız, nifas) namaz ve oruç ibadetlerinden muaftırlar. Ancak tutamadıkları oruçları daha sonra kaza ederler.

Hamile hanımlar oruç tuttuğunda kendisi veya çocuk zarar görecekse oruç tutmaz. Çocuğunu emziren anne de süt verdiği takdirde sütü azalacak, bebeği doymayacaksa oruç tutmaz, daha sonra kaza eder.

Burna, kulağa ve göze ilaç damlatmak orucu bozar mı?
Bunlar (damlalar) ilaçtır, tedavi için kullanılır. Göz ve kulak damlalarının ne beslenme, ne de mideye ulaşma imkânı vardır, dolayısıyla orucu bozmaz. Ancak burun mideyle irtibatlı olduğu için ihtiyatlı olmak lazım. Birkaç damla bozmaz ama bol miktarda çekilen su orucu bozar.

Murat Erişen
Kartal Doğa Koleji Din Kültürü ve Ahlâk Bilgisi Öğretmeni

 


 

 

Kentim

Content on this page requires a newer version of Adobe Flash Player.

Get Adobe Flash player

Kültür Sanat Takvimi